Al Pacino – Lawrence Grobel

Al Pacino hayranlarının okuması gereken bir röportaj kitabı önerim var. Kitabın yazarı: Lawrence Grobel. Kitabın adı: Al Pacino.

al pacino kitap - Al Pacino – Lawrence Grobel

Öncelikle kitabı hazırlayan Lawrence Grobel, daha önce kimseyle röportaj yapmayan Al Pacino‘yu röportaj yapmaya ikna etmek için çok uğraşmış. İkna sonrası haftalar süren bu röportaj serisi tamamlandıktan sonra ise ortaya sadece bir kitap değil, iyi de bir arkadaşlık ortaya çıkmış.

Lawrence Grobel’in Al Pacino’nun hayatını içten ve detaylı özetlediği bu kitap, her ne kadar Merve Namlı isimli oldukça acemi bir çevirmenin elinden Türkçeye çevrilmiş olsa da, Al Pacino yine kurtarmış durumu ve okunası bir eser olmuş diyebilirim. Kitap; Al Pacino’nun bazı çocukluk anıları, kariyerine nasıl başladığı, ailesi ve arkadaşları ile olan ilişkileri, neden evlenmediği ve evliliğe bakışı, kızı ile olan ilişkisi, hayat ve ölüm hakkındaki düşünceleri, sanatla ilişkisi ve hatta en sevdiği yemeğin ne olduğuna kadar samimi ve güzel bir sohbeti içeriyor. Fazla da spoiler vermek istemiyorum ama kitaptan Al Pacino’ya ait bir kaç bilgi vermeden geçemeyeceğim.

Al Pacino yoksul bir aileden geliyor ve aslında okul hayatında çok başarılı olmadığı için tiyatroya yönlendirilmiş. İlk filminden önce kendisine teklif edilen 11 filmi reddetmiş. Evlenmemiş ve evlenmeyi düşünmemiş ama kadınları seviyor. Sinema sektörü ile ilgili konuşurken Guguk Kuşu filmini senaryo açısından oldukça yetersiz ve zayıf bulduğunu söylemesi beni şaşırttı. Baba filminin setinde kafası karışık ve düşünceli bir ruh haline bürünebilmek için Stravinsky dinlediğini söylüyor. En beğendiği oyuncunun Julie Christie olduğu ve Çehov, Shakespeare, Brecht, Henry Miller, Balzac ve Dostoyevski‘nin hayatına çok şeyler kattığını ifade ediyor. Ayrıca en sevdiği yemek spagetti-köfte ve ikinci bir favorisi yok. Favori kurabiyesi ise Lavagetto.

Kitabı okuduktan sonra düşündüğüm ilk şey, Al Pacino’nun sıradan bir insan olmadığı ve kendisi yerine bir başkasına aynı filmleri oynama fırsatı verilse kimsenin Al Pacino olamayacağı… Al Pacino’nun doğuştan gelen seçiciliği, hayat tarzı, zekası, her konuda mütevaziliği, erdemli duruşu bize neden unutulmaz bir aktör olduğunun cevabını veriyor.

“Beni üzen şey insanların diğer insanlara onlardan daha iyi olduklarını söylemeleri.” Al Pacino

Ara ara müzeye gidip Picasso’nun “Sandalyede Oturan Kadın” isimli tablosunu izlediğini ve her seferinde farklı bir duygu ile müzeden ayrıldığını ifade ediyor Al Pacino. Yani aktör olarak ünlü olmasının yanında diğer sanatlarla olan ilişkisinin de derin olduğu hayatındaki pek çok detaydan anlaşılıyor.

“Bugün yirmi yıllık oyuncuyum. Daha fazla oynadıkça daha çok ne kadar şey bilmediğimin farkına varıyorum.” 

İlginç bir ruh dünyasına sahip olan Al Pacino bir ara konuyu değiştirmek için şöyle diyor: “Ölürsem mezar taşıma ‘Sorunlarını daha yeni çözmeye başlamıştı. On beş yıla mutlu olabilirdi, büyük ilerleme kaydetti!’ yazabilirsin.

Kitap, Al Pacino ile ilgili yukarıda sıraladıklarımdan çok daha fazla bilgi içeriyor elbette. Ben daha fazla spoiler vermeden yazıyı bitireyim ve size de okuyacak bir şeyler kalsın.

Keyifli okumalar 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir