Belgesel Önerisi: İki Dil Bir Bavul

İki Dil Bir Bavul; Şanlıurfa’nın Demirci köyündeki ilkokula atanan bir öğretmenin, hiç Türkçe bilmeyen Kürt öğrencileri ile geçirdiği bir yılını anlatıyor. Belgeselin yönetmen ve yapımcı koltuğunda Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan oturuyor. 2009’da vizyona giren belgeselin orijinal adı Okul Yolunda, ancak sonradan İki Dil Bir Bavul olarak değiştirilmiş.

iki dil bir bavul - Belgesel Önerisi: İki Dil Bir Bavul

Çeşitli festivallerde çeşitli dallarda ödül kazanan İki Dil Bir Bavul; anadil ve eğitim sorununa insani ve pedagojik açıdan yaklaşan önemli belgesellerden birisi. Belgeselin çekimleri sırasında yönetmenlerin hiç bir şekilde öğretmene ve öğrencilere müdahale etmemesi, tüm olayları olduğu gibi çekmeleri; belgesel üzerine sözlerimizi çoğaltıyor…

– Spoiler –

Öncelikle belgeselin geçtiği köyün, ekonomik yönden yoksulluğu her karede şiddetli biçimde hissedilirken eğitim ve kültür gibi faktörlerin de en az ekonomik faktörler kadar toplumsal yaşamda önemli olduğunu gösteriyor. Belgeselin ana temasını oluşturan okul, köyün en önemli sosyal ve kültürel sermayesi. Ancak öğretmenin sahip olduğu kültürel sermaye ile öğrencilerin ailesinden miras yolu ile aldığı kültürel sermaye birbirinden tamamen farklı. Hatta öğretmen, çocukların sahip olduğu bu kültürel sermayeyi (Kürtçe) okulda yasaklıyor. Çocukların okul öncesinde yazma alışkanlıklarının olmaması, beden kullanım tarzlarının gelişmemesi (bunu çocukların okula gitmeden önce hiç kalem tutmadıklarının belirtildiği sahneden anlıyoruz), kitap, resim, sanat ve bilim eseri gibi özel kültürel nesnelere sahip olmamaları da eğitim kurumu aracılığıyla yaratılan eşitsizlik arasında hiç de geriden gelmiyor. Belgeselin bir karesinde öğretmenin annesiyle yaptığı telefon konuşmasında “bu sene sadece Türkçe öğreteceğim gelecek yıl hayat bilgisi, matematik gibi diğer derslere geçerim” diyerek çocukların Batı’da okuyan çocuklara göre eğitim hayatına nasıl dezavantajlı başladıkları vurgulanmış oluyor. Bu kapsamda Fransız sosyolog, antropolog ve felsefeci Pierre Bourdieu’nun “okul sistemi, çoğunlukla seçkinlerin başarılı olduğu bir düzen dayatır” ve “okul sistemi, miras yoluyla kültürel sermayeye sahip olanları (seçkinleri), bu sermayeden yoksun olanlardan ayırır” sözleri hayat buluyor diyebiliriz…

Belgesel izlemek öğreticidir :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir