Bir Kahve, Üç Keşif Hikayesi

Kahve kültürü hem tüketilen kahvenin yapısal özelliği hem de tecrübe edildiği mekân, zaman ve bunları kapsayan ritüeller bakımından belli bir coğrafi vurguya ve toplumsal anlama sahip [1]. Bu nedenle de kahve ortaya çıktığından beri, birçok yazı, fetva, risale ve mektuplara konu olmuş; hatta birçok yere kahve gelmeden adı gelmiş ve ona karşı büyük bir ilgi oluşmuş [2]. Dolayısıyla da kahvenin keşfi ile ilgili çeşitli rivayetler ortaya çıkmış.

Birinci Hikaye

Rivayetlerden birine göre; Etiyopyalı bir keçi çobanı (Khaldi), keçilerin bir bölümünün oldukça hareketli ve zinde olduğunu fark eder. Keçileri takip eden çoban, hareketli keçilerin kahverengi tohumları olan bir ağaçtan beslendiklerini görür. Aynı tanelerden kendisi de yer. Gerçekten de yediği tanelerin insana zindelik verdiğini fark eder. Çoban, keşfini, bulunduğu yerdeki imama anlatır. Olay imamın da ilgisini çeker. Kuruttuğu kahve tanelerini suda kaynatan imam, ilk kez kahveyi içecek haline getirir. Bundan sonra kahve, gece ibadetlerinde zinde kalmak ve daha çok ibadet edebilmek amacıyla kullanılır. Ardından, 1470’lerde ölen Sufi alimi Muhammed El-Dhabbani tarafından Yemen’de gerçek bir içki haline getirilir [3].

İkinci Hikaye

Kahvenin keşfiyle ilgili bir diğer hikaye; Tarihçi Ahmet Efendi tarafından aktarılır. Ahmet Efendi’nin aktardığına göre; tekkesinden kovulan ve dağlara sürülen bir derviş (bir rivayete göre bu kişi 1300’lerin sonu 1400’lerin başında Mokka (Muha) kentinin şeyhi Ali Bin Ömer El-Şazilidir), dağlara sürgün edilir ve günlerce aç kalır. Dağda bulduğu kahve tanelerini kaynatıp suyunu içen derviş, bu şekilde hayatta kalır [4]. Bu hikâyenin bir başka versiyonu ise şu şekildedir: Mağripten hacca gitmek için yola çıkan Şeyh Şâzilî, gemisinin fırtınaya yakalanması sebebiyle Yemen’de Muha isimli yere yerleşmek zorunda kalır. Buradaki salgın hastalığı, yazdığı şifa ayetleri ve dualar sayesinde iyileştirir. Bunun üzerine Şeyh Şâzilî’den Muha emirinin kızını da tedavi etmesi istenir. Kızın yanında birkaç gün kalan Şeyh Şâzilî ve genç kız hakkında çıkan dedikodular, zamanla halk arasında yayılır. Vaziyet emire aksedince Şeyh Şâzilî’nin Evsab Dağı’na nefyine karar verilir. Şeyh ve dervişleri burada kahve ağacının meyvesini yiyip çekirdeğini suda kaynatarak içerler. Hayatları bu minval üzere devam ederken Muha’da uyuz salgını başlar. Halktan bazı kimseler bu hastalığın sebebini Şeyh Şâzilî’ye atılan iftiraya bağlayarak hem özür dilemek hem de şifa bulmak için dua almak niyetiyle Şeyh’i ziyarete giderler. Kendilerine kahve ikram edilir ve akabinde hastalık bertaraf olur. Haber hızla Muha halkı arasında yayılıp emire ulaşır. Muha emiri, Şeyh’ten özür dileyerek hastalıktan kurtulmak maksadıyla dua talep eder. Böylece kahve vesilesiyle bu hastalık ortadan kalkar. Şeyh kahve pişirirken kahvenin taşarak etrafa dökülmesini, kahvenin bütün dünyaya yayılacağı şeklinde yorumlamıştır [5].

Üçüncü Hikaye

Üçüncü rivayete göre ise Hz. Süleyman bir sefer esnasında rastladığı şehir ahalisinin salgın bir hastalığa yakalandığını görür. Hz. Cebrail’in tevcihiyle kahve çekirdeklerini kavurarak halka içirir. Bunun üzerine hastalık sona erer [6]. Böylece kahve de yayılmaya başlar.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

[1]. Duygu Fendal, Türkiye’deki Kahve ve Mutfak Kültürünün Dönüşümü Üzerinden Küreselleşme Sürecinde Küresel ve Yerel Kültürün Etkileşim ve Eklemlenişi, s.150.

[2]. Ralph S. Hattox (1996). Kahve ve Kahvehaneler – Bir Toplumsal İçeceğin Yakındoğu’daki Kökenleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları: İstanbul, s.16.

[3]. Tom Standage (2005). Altı Bardakta Dünya Tarihi, Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul, s.149.

[4]. Deniz Gürsoy (2005). Sohbetin Bahanesi Kahvesi, Oğlak Yayınları: İstanbul. s.19-20.

[5]. Beşir Ayvazoğlu (2011). Kahveniz Nasıl Olsun? Türk Kahvesinin Kültür Tarihi, Kapı Yayınları: İstanbul, s.5-6.

[6]. Erkan Demir (2011). Kahve-Mistik Bir Lezzetin Küresel Bir Tutkuya Dönüşümünün Kısa Tarihçesi, Türk Kahvesi Kitabı (Editör: Emine Gürsoy Naskali) Kitabevi Yayınları: İstanbul, s.7.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir