Biraz Sanat: Fovizm ya da Çiğrenkçilik Nedir?

Fovizm (Fauvism) Nedir?

Fovizm; eserlerinde iki ana unsuru; “renk” ve “çizgi“yi ön plana çıkaran 20. yüzyılın en önemli sanat akımlarından biridir. Ortaya çıkış hikayesi ufak farklılıklarla birlikte çoğu kaynakta şöyle anlatılır:

“1905 yılında Paris’te bir resim sergisi gezen sanat eleştirmeni Louis Vauxcelles, sergideki çarpıcı renklerdeki resimleri beğenmez, ancak bu resimlerin arasında kalmış bronz bir çocuk heykeline hayran kalır. Bunun üzerine “Vahşi hayvanların arasında bir Donatello!” diye bağırır. Böylece o beğenmediği tablolar için kullandığı “vahşi hayvan-yırtıcı kuş” anlamına gelen “Fov” sözcüğü “Fovizm”e dönüşür. Nitekim fovistlerin renk ve çizgi kullanım şekillerindeki şiddete ve çizgi oyunlarına bakarak ne kadar yırtıcı oldukları da görülebilir.”

Fovizm, Türkçe’ye “çiğrenkçilik” olarak çevrilmiştir. Bunun nedeni; fovistlerin renk kullanımını ön planda tutması, daha çok saf ve ana renkler kullanmaları, doğayı doğadan farklı renklerle betimlemeleri (Ağaçların turuncu, dağların mor renk olması gibi) ve neredeyse hiç geçiş rengi kullanmamalarıdır.

Fovistler; disiplinden asla hoşlanmazlar ve geleneksel resim kurallarına karşıdırlar. Resimde uzaklık, mekân veya hacimlendirme kaygısı taşımazlar, bu detayları renk değişimi ile gösterirler. Onlara göre resim; temiz ve arınmış bir sadelikte olmalı ve bunun için de saf ve ana renkler kullanılmalıdır. Bu açıdan modern sanatta renk kavramını kökten değiştirmişlerdir. Renk kullanımları resimlere yırtıcılık etkisi; çizgileri ise lirik bir canlılık kazandırır. Fovistlerin renk kullanımı ve resimlerdeki bitmemişlik izlenimi, geleneksel resim anlayışına karşı devrimci nitelikte olup “neo-empresyonizm” ve “post-empresyonizm” gibi kendi döneminin sanat akımlarından da etkilenmişlerdir.

Fovistler “Sanat, sanat içindir.” anlayışına sahip olup sanatsal özgürlük ve özgünlüğün önemli sembolüdürler. Doğrudan doğadan çalışsalar da gerçeği, bilinçli olarak çarpıtırlar. Çünkü fovist resimlerde betimlenen konu, dışavurumcu tepkiyle yüklüdür. Hatta kullanılan boya genellikle doğrudan tüpten sıkılarak saldırgan bir tavırla uygulanır. Bu açıdan fovizm; resmin, doğanın gerçekçi bir betimlemesi olmadığını direten ilk sanat akımıdır. Matisse, akımın bu amacını şöyle açıklar: “Tam ve doğru olmak, doğruyu aktarmak değildir.”

Fovizmin Genel Özellikleri:

  • Canlı, çiğ, sert, saf ve ana renkler kullanılır. Renk şiddetine önem verilir. Çarpıcı ve göze batan renk kullanımı ön plandadır. Hatta çoğu zaman boya; tuval üzerine doğrudan sıkılarak kullanılır.
  • Resimler temiz ve arınmış bir sadeliktedir. Resimlerde derinlik hissi, ışık-gölge, kabartma veya belirli kenar çizgileri yoktur; yüzeysel bir anlatım, renk ve konturlar vardır.
  • Resimde mesafe ve ışık; keskin renk değişiklikleri ile yapılır. Renk geçişleri pek görülmez.
  • Resimlerde genellikle; natürmort, insan figürleri ve peyzaj konuları işlenir ve özgür komposizyonlar olusturulur.

Fovizmin Öncüleri Kimlerdir?

Henri Matisse (Fransa, 31 Aralık 1869 – 3 Kasım 1954) -“King of the Fauves”

Gerçek adı Henri Émile Benoît Matisse, 31 Aralık 1869’da Fransa’nın kuzeyinde küçük bir kasaba olan Le Cateau’da doğar. Eğitim hayatına Saint-Quentin’de başlayan Matisse, hukuk eğitimi alması için Paris’e gönderilir. 1890 yılında apandisiti ile ilgili önemli bir hastalığa yakalanır ve neredeyse bir yılını yatakta geçirir. Bu sırada annesi oyalanması için boya ve tuval verir. Böylece 20 yaşına kadar resimle hiç ilgilenmeyen Matisse, hayatındaki en büyük tutkusu ile tanışmış olur.

Matisse, 22 yaşında Paris’te resim eğitimi almaya başlar ve çok sayıda ressamla tanışır. 1896-1897 arasında ilk eserlerini sergiler. Her yıl düzenli olarak sergilere resimlerini yollar, özel sergiler açar. 

1905’te Maurice de Vampinck, Andre Derain ve Henry Matisse; Salon d’Automne’de sergi açarlar. Sanat eleştirmeni Louis Vauxcelles, sergiyi gezerken sergideki çarpıcı renklerdeki resimleri beğenmez, ancak bu resimlerin arasında kalmış bronz bir çocuk heykeline hayran kalır. Bunun üzerine “Vahşi hayvanların arasında bir Donatello!” diye bağırır. Bundan sonra “Vahşi hayvan-yırtıcı kuş” anlamına gelen “Fov” sözcüğü “Fovizm”e dönüşür. Böylece fovizm doğar. Bu olay ayrıca Henry Matisse’nin “King of the Fauves (Fovizmin Kralı)” olarak anılmasını sağlar. 

Resmin yanında heykel sanatı ve grafik tasarımı ile de ilgilenen Matisse, kariyerinde Post-Empresyonistler Gauguin, Cézanne ve Van Gogh’tan etkilenmiştir. 1913-1918 arası çalışmalarında kübizmden (soyut, geometrik figürlere dayanan modern sanat hareketi) etkilendiği görülür. 44 yaşında askere alındığından bu dönemdeki çalışmalarında koyu renkler ve karanlık havası hakimdir.

20. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Matisse, 3 Kasım 1954’te kısa bir hastalıktan sonra ölür. Koleysiyonunun büyük bir kısmını (812 çalışmasını) şu videodan izleyebilirsiniz:

Andre Derain (Fransa, 10 Haziran 1880 – 8 Eylül 1954)

10 Haziran 1880’de Paris’in küçük Chatou kasabasında dünyaya gelen Andre Derain, resim eğitimine çok küçük yaşlarda başlar. 1898-99 yılları arasında Paris’teki Académie Carriere’de resim eğitimi alır. 1900’de tanıştığı Maurice de Vlaminck ve Académie Carriere’deki okul arkadaşı Henri Matisse ile birlikte ilk çalışmalarını yapar. 1901-1904 yılları arasında orduya alındığından bu sürede sanatsal çalışmalar üretemez. Savaş bittiğinde ise sanat alanında kariyer yapmak üzere Julian Akademisine katılır. 1905-1908 yılları arasında ise Maurice de Vlaminck ve Henri Matisse ile birlikte Fovizm’in en büyük temsilcilerinden biri olur.

20. yüzyıl ressamlarının en renkli ressamlarından biri olan Andre Derain 8 Eylül 1954’te Paris’in hemen dışında ölür. Ölümünden sonra Derain, Fransız dışavurumcu ressamların en etkililerinden biri olarak kabul edilmiştir. Resimlerinin bir kısmını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Maurice de Vlaminck (Fransa, 1876-1959)

Maurice de Vlaminck, 1876’da Paris’te müzisyen bir ailede doğar. Ailesinin maddi yetersizliği nedeniyle küçük yaşlarda çalışmaya başlayan Maurice de Vlaminck, resim yapmaya 16 yaşında başlasa da resimle sürekli ilgilenememektedir. Daha çok müzik öğretmeni ve profesyonel bisikletçi olarak yaşamını sürdürür. Ancak 23 yaşındayken bir tren gezisinde Andre Derain ile tanışması, hayatının yönünü değiştirir. İkili 1900’de birlikte bir stüdyo kiralayarak resim yapmaya başlarlar. Bu süreçte Matisse ile tanışır. 1905-1908 yılları arasında Andre Derain ve Henri Matisse ile birlikte Fovizm’in en büyük temsilcilerinden biri olur.

Disiplinden hoşlanmayan sanatçının Van Gogh’u çok sevdiği, hatta 1901’de Paris’teki Galerie Bernheim-Jeune’deki Van Gogh’un sergisini gezerken “Van Gogh’u babamdan çok seviyorum.” diye bağırdığı rivayet edilir. Van Gogh’un etkisinde kaldığı için uzun süre fovist resimler veren ressam daha sonra fovizmden uzaklaşmıştır. 20. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Maurice de Vlaminck 1959’da Rueil-la-Gadeliere’de ölür. Resimlerinin bir kısmını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:

Kees van Dongen (Hollanda, 26 Ocak 1877 – 28 Mayıs 1968)

Hollandalı fovist ressam. Kees van Dongen, 26 Ocak 1877’de Avrupa’nın en büyük limanlarından biri olan Rotterdam yakınlarındaki Delfshaven’de doğar. Burası sanatçıya hayatı boyunca ilham kaynağı olacak canlı bir ortam sağlamıştır. İlk eğitimini Rotterdam Güzel Sanatlar Akademisinde alır ve 1899’da Paris’e taşınır. 1904 yılında resim sergileri açmaya başlar. İlk eserlerinde tarz olarak Fransa’daki İzlenimcilerden ilham alan Kees van Dongen, 1905’te fauvizm ekolünden etkilenir ve bundan sonra hep fovizm ekolünde eserler üretir. 

20. yüzyılın önemli ressamlarından biri olan Kees van Dongen 28 Mayıs 1968’de 91 yaşındayken Monte Carlo’da hayata veda eder. Resimlerinin büyük bir bölümünü aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Raoul Dufy (Fransa, 3 Haziran 1877 – 23 Mart 1953)

Raoul Dufy, 3 Haziran 1877’de Fransa’nın Le Havre şehrinde doğar. 14 yaşında ticarete atılan ve bu süreçte Güzel Sanatlar Okulu’nun gece kursuna başlayan sanatçı, hayatı boyunca bırakmayacağı resim kariyerine başlamış olur. Matisse’den ilham alan ve ritmik çizgilere, saf renklere ve dekoratif efektlere bağlı olan sanatçı, bağımsızlık ve özgünlük ressamı olarak anılır. Raoul Dufy’nin çalışmalarında kullandığı kalın formlar, geniş fırça darbeleri ve çok sayıda saf renk kullanımı vb. fovizmin tipik örnekleridir.

1951 yılında eklem iltihabı tedavisi için Amerika’ya gider. Rahatsızlığı Dufy’nin resim yapmasını engellemez ama sağlığı için ve günde birkaç saat resim yapmak için Provence’daki çiftlik evine gider. Dufy bu süreçte 1951-1953 yılları arasında, şimdiye kadar yapılmış en iddialı 20 fit genişliğinde 3 metre yüksekliğinde, 22 renk ve 10 yaprak olan litografi projesini tamamlar. Raoul Dufy 1953’te yetmiş beş yaşında ölür. Resimlerinin bir kısmını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Othon Friesz (Fransa, 6 Şubat 1879 – 10 Ocak 1949)

Asıl adı Achille-Émile Othon Friesz, 6 Şubat 1879’da Fransa’nın Le Havre kentinde dünyaya gelir. Matisse, Dufy, Marquet ve Bonnat döneminde Paris’teki Ecole des Beaux-Arts’ta okumak için burs kazanır. Bu süre zarfında Corot ve Pissaro’nun çalışmalarından etkilenir. Friesz, 1902’de kısa bir süre orduya katıldıktan sonra Pissaro ile arkadaş olur.

Paris’te çalışmalarına devam eder, resimde kullandığı cesur işaretler, canlı renkler ve paletler ile Fovist harekete katılır. Resimleri 1905’te Salon d’Automne’da sergilenir. Burada ressam Henri Matisse ve Camille Pissarro’yla sanat çalışmaları yapar. 10 Ocak 1949’da Paris’te ölür. Fovizmin yanında post-empresyonizm ile de ilgilenen sanatçının resimlerinin bir bölümünü aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:

Albert Marquet (Fransa, 27 Mart 1875 – 14 Haziran 1947)

Albert Marquet, 27 Mart 1875’te Bordeaux’da doğar. 15 yaşındayken Paris’e giderek kapsamlı olarak sanat eğitimi alır. Albert Marquet, 1890’da öğrenim gördüğü Ecole des Beaux-Arts’ta Henry Matisse ile tanışır ve hayat boyu arkadaş olurlar. Her iki sanatçı da 1897’de Gustav Moreau’nun resim sınıfına kabul edilir. Albert Marquet’in ilk dönem tabloları, parlak renkleri ile Fovizmden önemli ölçüde etkilenmiştir. 1905’te Matisse, Derain ve Vlaminck’in “Salon d’Automne”deki grup sergisine katılır. 1906’da Fransa üzerinden seyahate çıkarak Almanya, Hollanda, Kuzey Afrika, İskandinavya, Rusya’yı ziyaret eder.

Seyahatleri nedeniyle liman sahneleri, Marquet’in resim konusu olur ve bu da su yüzeyindeki ışık yansımalarını gösterme konusundaki ilgisini açığa çıkarır. Gördüğü çeşitli limanları resmeder. Ayrıca Paris’te Seine’nin manzaralarını günün farklı saatlerinde ve farklı mevsimlerde çizer. Resimlerinde gri, puslu veya yağmurlu bir atmosfer hakimdir ve ince uygulanmış boyayı gri ve siyahın hafif tonlarında kullanır.

1910-1914 arasında nü kadın resimleri çalışan Albert Marquet, 1940-1945 yılları arasında Cezayir’de yaşar. 1945’te kalıcı olarak Paris’e döner. Resim tarzı İzlenimcilik geleneğini sürdürür. 14 Haziran 1947’de Paris’te vefat eder. Sanatçının resimlerinin bir kısmını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:

Georges Henri Rouault (Fransa, 27 Mayıs 1871 – 13 Şubat 1958)

Georges Henri Rouault, 27 Mayıs 1871’de Paris’te yoksul bir ailede doğar. Ailesi fakir olmasına rağmen, annesinin desteğiyle küçük yaşta resim eğitimi alır. Babası bir dolandırıcı, dedesi ise sanat konusuna tutkuludur ve sanatçı Honore Daumier’in bir litografi koleksiyonuna sahiptir.

Georges Henri Rouault 1891’de Paris’teki Ecole des Beaux-Arts’ta eğitim almaya başlar. Burada öğretmeni Gustave Moreau’dan etkilenir. Okulun diğer öğrencileri Henri Matisse ve Jules Flandrin ile arkadaş olur. Henri Matisse, Albert Marquet, Henri Manguin ve Charles Camoin ile tanıştıktan sonra fovizme yönelir sanatçı, aynı zamanda ekspresyonist (dışavurumcu) türde eserler de vermiştir. Resimlerinin bir kısmını aşağıdaki videoda bulabilirsiniz.

Charles Camoin (Fransa, 23 Eylül 1879 – 20 Mayıs 1965)

Charles Camoin 23 Eylül 1879’da Fransa’nın Marsilya kentinde dünyaya gelir. Paris’teki Ecole des Beaux Arts’ta okur. Burada tanıştığı Henry Matisse ve arkadaşlarından etkilenerek fovizmi benimser. 1900 yılında Arles’te askerlik görevini yapar ve orada yaptığı resimlerde Van Gogh’tan etkilenir. Paul Cezanne (1839-1906)’nin ölümüne kadar onunla yakın arkadaş olur. Erken çalışmalarda Provence geleneğini yakından takip eder. İlk kişisel sergisini Paris’teki Berthe Weil Gallery’de açar. 

Charles Camoin, Fovizmin aynında Post-Empresyonist üslubun da uygulayıcısıdır. Manzara, portre, natürmort, çıplak ve deniz manzaraları da dahil olmak üzere çeşitli türlerde eserler vermiştir. Resimlerinin bir kısmını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Henri Evenepoel (Fransa, 3 Ekim 1872 – 27 Aralık 1899)

Henri Evenepoel 3 Ekim 1872’de doğar. 2 yaşındayken annesi vefat eder. Babası ise sert mizaçlı ama sanattan anlayan, entelektüel biridir. Henri Evenepoel, Brüksel’de güzel sanatlar eğitimi alır. 20 yaşında Paris’e kuzeni Louise’in yanına taşınarak Gustave Moreau’nun stüdyosuna başlar, Henri Matisse ile arkadaş olur.

1897’de hastanan Henri Evenepoel iyileşmek için Cezayir’e gider. Cezayir’de kaldığı 7 ay boyunca resimleri de etkilenir, canlı renk kullanımı ve fonlarda kullandığı sarı tonlar bundan kaynaklanır. Henri Evenepoel Paris’e döndüğünde, kuzeni Louise Belçika’dadır ve boşanmak üzeredir. Henri Evenepoel, Belçika’ya gidip, Louise ile evlenmek ve çocuğunu sahiplenmek ister. Ancak Belçika’ya gitmeden hemen önce, tifo sebebiyle, 27 yaşındayken ölür. Resimlerinin bir kısmını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Henri Charles Manguin (Fransa, 23 Mart 1874 – 25 Eylül 1949)

20. yüzyıl ressamlarının en renkli ressamlarından biri olan Henri-Charles Manguin, 23 Mart 1874’te Paris’te doğar. 1880 yılında babasını kaybeder. 15 yaşında resim yapmaya başlar, ardından annesi ve kız kardeşinden ayrılarak Gustave Moreau’nun stüdyosunda Ecole des Beaux-Arts’a kaydolur. Burada Matisse, Albert Marquet, Charles Camoin, Jean Puy, Georges Rouault ve Louis Valtat ile arkadaş olur. Fovizmden ve Empresyonizmden oldukça etkilenen sanatçı parlak pastel tonları kullanmasıyla resimdeki ününü kanıtlar. Fovizmin önemli üyelerinden biridir. Resimlerinin bir kısmını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Rik Wouters (Belçikalı, 21 Ağustos 1882 – 11 Temmuz 1916)

Belçikalı ressam, heykeltıraş, baskıcı ustası Rik Wouters; 21 Ağustos 1882’de Belçika’da doğar. Erken yaşlarında babasının heykeltıraş stüdyosunda çırak olarak çalışır. Mobilyalar için ahşap figürler ve süslemeler yapar. 15 yaşında Mechelen’deki Sanat Akademisi Schone Kunsten’e girer. 1900’de Belçika’ya taşınarak burada Academie des Beaux-Arts’ta Charles Van der Stappen’in öğrencisi olur. Eşi Hélène Duerinckx (Nel) ile tanışır. Genç çift, burada fazla para kazanamazlar ve ayrıca Nel’in sağlık problemleri nedeniyle şehir merkezinden ayrılıp Boitsfort’a taşınırlar. Rik Wouters, Boitsfort’ta çok sayıda resim yapar. 1911’de stilini değiştirerek spatula kullanımını bırakır ve fırça kullanır. Maksimum bir şeffaflık elde etmek için, renklerini seyreltir, emici tuvaller kullanır. Çift, 1912’de Rik Wouters’ın Brüksel’de bulunan Georges Giroux Galerisi ile imzaladığı anlaşma ile maddi sıkıntılarından kurtulur. Bunun üzerine Rik Wouters; Cézanne, Van Gogh ve diğer sanatçıların eserlerini görmek üzere Paris ve Köln’ü ziyaret eder. Bu gezinin etkisi çalışmalarına da yansır.

Birinci Dünya Savaşı, Rik Wouters’ın hayatında büyük bir değişik yaratır. Belçika’da asker olduğu sırada çok sayıda ölüm, terör olayı ve yıkımla karşılaşır. Hollanda’nın Amersfort şehrinde bir gözaltı kampına götürülür. Burada, savaşın kötülüğünden kurtulmak için çizim ve resim yapmaya devam eder. Ancak sağlığı bozulduğundan kamptan serbest bırakılır ve 11 Temmuz 1916’da , 33 yaşındayken hayata veda eder.

Rik Wouters resimlerinden oluşan görüntüler aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir