Gençken Mutlaka Okunması Gereken 11 Kitap

Gençken okunması gereken kitapların iyi seçilmesi son derece önemlidir. Çünkü yazarlarla çoğu zaman gençken tanışırız ve bu tanıştığımız yazarlar çoğu zaman bizim ilerideki okuma serüvenimizin rotasını çizer. Okuduğumuz yazarı çok beğenirsek onun ve benzerlerinin peşinden gideriz; beğenmezsek belki daha iyi benzerlerini kaçırır hatta belki okumaktan soğuruz. Bu nedenle geçken ne okuduğumuz, hangi yazarlara fırsat tanıdığımız çok önemlidir. Bu listede gençken mutlaka okunması gereken 11 kitabı listeledim. Keyifli okumalar 🙂

Persepolis, Marjane Satrapi, Minima Yayınevi, 352 Sayfa

Persepolis; İran devrimini küçük bir kız çocuğu olan Marjane Satrapi’nin gözünden anlatan mükemmel ötesi bir eser. Şah rejiminin düşürülmesi, İslam Devrimi’nin zaferi, İran-Irak savaşı, savaşın halk nezdinde sonuçları, siyasi baskılar ve dini; bu küçük çocuğun gözünden çoğu zaman basit çoğu zaman önemli örneklerle açıklıyor. Tarihsel roman niteliğindeki roman, sadece gençlerin değil ama mutlaka gençlerin okuması gereken bir eser bence. Kitabın aynı isimli 2007 yapılımı animasyon filmi de var ama elbette kitabın filminden çok daha detaylı.

Tesla Maskelerle Çevrili Bir Hayat, Vladimir Pistalo, Zeplin Kitap, 472 Sayfa, Çev.: Suheda Kaya

Elektriği tüm dünyaya tek merkezden ve ücretsiz ulaştırabilmek amacıyla yaptığı dâhiyane çalışmalarıyla bilinen Tesla‘yı ustaca bir kurguyla anlatan Tesla Maskelerle Çevrili Bir Hayat; gençken okunması gereken, size ilham verecek ve değer katacak en iyi tarihsel-biyografik romanlardan biri. Çağının ötesinde bir mucidin, bir deli-dâhinin, kısacası sırlarla dolu bir adamın hikayesi… Her gencin hallerini, hayalleri uğruna ahlaksızlaşmaması gerektiğini, etiği, bilimi, bilimin önemini anlatan çok önemli bir eser. “Fikrimi çalmaları mühim değil… Asıl mühim olan kendi fikirlerinin olmaması.” Tesla

Şibumi, Trevanian, E Yayınları, 445 Sayfa, Çev.: Belkıs Çorakçı Dişbudak

Gençken okunması gereken eserlerden bir diğeri: Şibumi. Tam bir disiplin dersi niteliğinde eser. 445 sayfalık bu kitabın hiçbir bölümünde sıkılmayacağınızı da garanti ederim. Ya da en azından uzun tasvirleri ve bazı mağara bölümleri hariç. Yarı Rus, yarı Alman asıllı ve koyu bir Amerikan düşmanı olan Nicholai Hel, çok değişik konularda ustaca eğitilmiş, plastik bir kartla veya kurşun kalemle bir insanı rahatlıkla öldürebilen, 7 dili ana dili gibi konuşan görüp görebileceğiniz en özgün roman kahramanlarından biri. Nicholai Hel‘in saymakla bitmeyen özellikleri onu bazı sorunlarla baş etmeye zorlarken, bir Japon bilgesinden öğrendiği “Go” oyunu bu çabasında çok yardımcı oluyor. Go oyununu sevdiren en önemli eserlerden biri sanırım.

Paris Düşerken, Ilya Ehrenburg, Evrensel Basım Yayın, 656 Sayfa

Gençken okunması gereken eserler diyince insanın aklı tarihsel romanlardan çıkmıyor. Bu nedenle okunması gereken bir diğer tarihsel roman: Paris Düşerken. Eser; 1930’ların ikinci yarısından, soğuk savaş rüzgârlarının Avrupa’yı içine aldığı 1950’li yıllara kadar uzanan dönemi tüm tarafları ve çeşitli yönleriyle tasvir eden 3’leme kitap serisinin ilk kitabı. Hitler faşizminin işgali altında bulunan Paris’te, toplumun her kesimine ışık tutan kitap; bir yanda işgalcilerle işbirliği yapan yönetici kesimini, bir yanda faşizme karşı örgütlenen direnişçileri, bir yanda her şeylerini bırakarak şehri terk eden Parislileri anlatıyor.

Georges Perec, Kayboluş, Ayrıntı Yayınları, 314 Sayfa, Çev.: Cemal Yardımcı

Bir yazar düşünün ki “e” harfini hiç kullanmadan koca bir kitap yazıyor. Ve Cemal Yardımcı da bu romanı “e” harfini kullanmadan Türkçeleştiriyor. İkinci Dünya Savaşı’nı, anne ve babasının kayboluşuna tanık olan bir çocuk olarak yaşayan yazar, hayatına damgasını vuran boşluğu bu olağanüstü romanında bir harfi ortadan kaldırarak yansıtmış. Ama daima yaptığı gibi, hüznünü coşkulu bir mizahla sarıp sarmalayarak, acı olanı gülünç, anlamsız olanı kurgusal kılarak, sıkıntılarından oyunlar çıkararak… Bu paradoksal yaklaşım baştan sona romana sinmiştir. Bir açıdan hoş bir fantastik komplo öyküsü.

Ursula K. Le Guin, Mülksüzler

Bilim-kurgu türündeki “Yerdeniz” serisiyle tanınan Ursula K. Le Guin’in distopya türündeki bu eseri, gençken tanımak bence büyük şans. Çünkü Mülksüzler’i okumadan hayatta bazı şeyleri doğru anlamak mümkün değil. Mülksüzler hem yeni bir yazarı tanımak hem de bilim kurgu, distopya türlerine giriş yapmak için en iyi eserlerden birisi.

Marcel Proust – Kayıp Zamanın İzinde

Marcel Proust‘u genç yaşta tanımak insana altından sunulmuş bir tepsi gibidir. Ve Marcel Proust okumaya başlamanız için tek yol ise “Kayıp Zamanın İzinde”yi okumaktır. Yedi ciltten ve yaklaşık 3200 sayfadan oluşan eser, dünyanın en uzun romanı olabilir. Bu seriyi okumak hiç kolay değil, sağlam bir irade, ciddi bir sabır gerektiriyor. Ama pes etmez, devam ederseniz Proust, çok kaliteli bir öğretmen gibi size karşılığını veriyor. Eserin sonlarına geldiğinizde okuma alışkanlığınızın seviye atladığını görecek ve bundan sonraki her kitabı daha farklı bir gözle okuyacaksınız. Kitapla ilgili biraz daha detaylı bilgi için şu yazıya bakabilirsiniz: Kayıp Zamanın İzinde 7 Adım

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf, Kırmızı Kedi, 128 Sayfa

Woolf’un 1928’de kapılarını kadınlara yeni yeni açan Cambridge Üniversitesi’ndeki kadınlara hitaben yaptığı bir konuşması üzerine şekillenen bu kitap, ilk olarak, İngiltere’de kadınların seçme ve seçilme hakkı elde etmelerinden bir yıl sonra yayımlanır. Kadınların neden “Savaş ve Barış” gibi bir kitap yazamadıklarını; kadın yoksulluğu, namus kavramı ve yaratıcılığın doğası gibi pek çok konu çerçevesinde inceleyen yazar, “Feminizm neden var?” diyenlere de oldukça açıklayıcı cevaplar veriyor. Toplumsal cinsiyetin anlaşılması, feminizmin bir erkek düşmanlığı değil, kadınların kendini anlatma çabası olduğunun anlaşılması ve daha fazlası için gençken mutlaka okunması gereken bir eser.

Beyaz Diş – Jack London

Beyaz Diş; istemediği şekilde, istemediği insanların eline düşen, gördüğü tüm acımasızlıklara ve kibire rağmen iyiliği keşfettiğinde buna uyum gösteren, iyiliğin iyilik, kötülüğün kötülük doğurduğunu bir kurdun dünyasından anlatan inanılmaz güzel bir eser. Ben üniversitedeyken okumuştum ve hayvanlara bakışım değişmişti. İnsanı duygusal yönden inanılmaz sarsan, kuvvetli bir kitap. Okuyun, hatta okutun derim…

Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov

Cengiz Aytmatov ile gençken tanışmak çok önemli bence. Çünkü bize dünyaya bambaşka bir pencereden bakmayı öğreten önemli yazarlardan birisi. Yazarın okunması gereken önemli romanlarından birisi de içinde üç farklı hikayeyi barındıran “Dişi Kurdun Rüyaları”. Hikayelerden birisi, Mujunkum Ovası’nda yaşayan Akbar ve Taşçaynar isimli iki kurdun acı ve mücadele dolu hayatını anlatıyor. Bir diğeri, vicdanı olmayan, kibirli bir grup uyuşturucu kaçakçısının başından geçen olayları kapsıyor. Üçüncü hikaye ise Kırgız çobanlarının hayat hikayelerinden oluşuyor. Tüm hikayelerde yaşanan zorluklar, Sovyetler rejiminin çarpıklığı ve halkı nasıl sömürdüğü üzerinden bütünleşiyor temelde. Zaten Cengiz Aytmatov’un en sevdiğim özelliklerinden birisi, sıradan bir yaşamdan kocaman bir rejim eleştirisi çıkarabilmesi… Romanın sonunda ise üç hikayenin kesiştiğine tanık olacaksınız.

Olağanüstü Bir Gece, S. Zweig, İş Bankası Kültür Yayınları, 80 Sayfa

Zweig’in tüm eserleri oldukça değerli ve akıcı. Herhangi bir öyküsünden ya da romanından başlasanız bile sanki aynı ciltmiş gibi diğer eserlerini de okumak istersiniz. Sıradan bir hayata ve iyi denebilecek bir ahlaka sahip olan bir adamın, bir gece tüm bunlardan sapıp “suç” işlemesi üzerine yeniden “hissetmeye” başladığını fark etmesi ve zamanla nasıl duyarsızlaştığını anlatan bu kitap ise, gençken elinize almanız gereken Zweig eserlerden sadece birisi. 

Keyfili okumalar 🙂

Yazan: Bahar PAÇACIOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir