“Gönülçelen” Kitabından Gönül Çelen 13 Alıntı

ABD’li yazar J. D. Salinger‘in ilk eseri olan “The Catcher in the Rye”, Türkiye’de Yapı Kredi Yayınları tarafından Coşkun Yerli’nin çevirisiyle “Çavdar Tarlasında Çocuklar” adıyla, Can Yayınları tarafından Adnan Berk’in çevirisiyle “Gönülçelen” adıyla basıldı. Her ne kadar İngilizce original adının karşılığı “Çavdar Tarlasında Çocuklar” çevirisine daha yakın olduğu düşünülse de, bence “Gönülçelen“, çok daha yaratıcı ve kitabı anlatan bir isim. Ama kitabın her iki çevirisi de oldukça başarılı ve güzel elbette. Ben bu kitabı, Adnan Berk’in çevirisinden, yani “Gönülçelen“den okuduğum için, ondan alıntı yapacağım. İlgisini çekenlere keyifli okumalar …

gonulcelen kitap - “Gönülçelen” Kitabından Gönül Çelen 13 Alıntı

Gönülçelen Kitabından Alıntılar:

“Bu öyküyü gerçekten dinlemek istiyorsanız, her şeyden önce nerede doğduğumu merak edersiniz gibi geliyor bana. O kokmuş çocukluğumun nasıl geçtiğini, bendenizi dünyaya getirmeden önce ailemin ne haltlar karıştırdığını, kısacası bütün o David Copperfield tıraşlarını öğrenmek istersiniz herhalde. Ama doğrusunu söyleyeyim mi size, hiç de niyetim yok bu dümenlere girmeye. Neden derseniz, bir kere böyle palavralardan sıkılırım, sonra bildiklerimi şöyle bir açıklamaya kalkışsam, bizimkilerin yüreğine iner.” s.9

“Ayrılığın üzüntülü ya da kötü olması umurumda değil, ama bir yerden ayrıldım mı, oradan ayrıldığımı bilmeliyim. Bilmezseniz daha çok koyar insana.” s.12-13

“Demek istediğim, bir öğrencinin annesi şişman ya da kılıksızsa, babası da çok geniş omuzlu ceket, siyahlı beyazlı bayağı kunduralar giyiyorsa, Hass Reis, dudaklarında budalaca bir gülümsemeyle yaklaşır, ellerini sıkmakla yetinir, sonra da gidip başka velilere yarım saat dil dökerdi.” s.22

“Kitap dediğin öyle olmalı ki, okuyup kapattıktan sonra keşke şunu yazan arkadaşım olsaydı da canım çektikçe telefona sarılıp çene çalabilseydim onunla, dedirtmeli. Böylesini bulmak da kolay değil.” s.27

“Ağzım alışmış bir kere, tanıdığıma hiç de memnun olmadığım kimselere: ‘Tanıştığımıza memnun oldum,’ derim hep. Ne var ki bu dünyada, bu insanlar arasında yaşamak istiyorsanız, böyle konuşmak zorundasınız.” s.99

“Bezgin oldu mu düşünemiyor insan.” s.103

“O kadar sevmezdim bu kızı, ama yıllardır tanışırdık. O zamanki aklımla bana çok kafalı görünürdü. Kafalı görünmesi de, tiyatro, oyun, edebiyat medebiyat bilmesinden ileri geliyordu. Bir insanın bu konularda biraz bilgisi oldu mu, gerçekten budala mıdır, değil midir, kolay kolay çözemezsiniz. Sally Reis’in de budalalığını yıllardan sonra anlayabildim.” s.118

“Katoliklerin huyudur, Katolik misiniz, değil misiniz, ille de öğrenmek isterler.” s.125

“Ne boktan şey şu para. Eninde sonunda insanın içini karartıyor.” s.126

“Kızlar tuhaftır işte, bir oğlandan hoşlandılar mı, dünyanın en büyük hergelesi de olsa, aşağılık duygusundan böyle davranıyor der, işin içinden sıyrılırlar, ama oğlandan hoşlanmadılar mı, mertliğine, gerçekten aşağılık duygusu olup olmadığına bakmaz, kendini beğenmişlikle suçlarlar. En akıllısı bile böyle yapar.” s.150

“Film boyunca ilgimi çeken ne oldu bilir misiniz? Yanımda oturan bir kadıncağızın iki göz, iki çeşme ağlaması. Filmdeki budalalıklar arttıkça kadıncağızın zırlaması da artıyordu. Ne yufka yürekli kadın diyeceksiniz, değil mi? Değil işte. Kadının yanında filmden canı sıkılan, çişi gelen küçük bir oğlan vardı, zavallıcığı bir türlü kenefe götürmedi kadın. Bunlar böyledir işte. Sinemada buna benzer zırva filmlere gözyaşı dökenlerin yüzde doksanı, dünyanın en taş yürekli, en amansız insanlarıdır. İnanın öyledir.” s.154

“Aydın takımı böyledir işte, biriyle konuşacaklar mı, ille de bütün konuşmayı kendi bildikleri gibi yönetmeye kalkışırlar. Onlar susunca siz de susacaksınız, onlar odalarına çekilince siz de çekileceksiniz.” s.159

“Her neyse, diyeceğim, büyük bir çavdar tarlasında oynayan çocuklar geliyor gözümün önüne. Binlerce çocuk, ortada da, onlara göz kulak olacak benden başka tek büyük yok. Bana düşen, oraya buraya koşup önünü göremeyen çocukların, sarp kayalıklardan aşağıya yuvarlanmalarını önlemek, uçurumun kenarında yakalamak onları. Gün boyunca bütün işim gücüm bu, çavdar tarlasında çocukları kovalamak. Biliyorum, budalaca bir şey, ama bunun dışında gerçekten yapmak istediğim bir iş yok. Biliyorum, budalalık.” s.187

Salinger kitapları güzeldir 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir