Sonunda Ters Köşe Yapan Gerilimli-Dedektifli 6 İspanyol Filmi

Gerilim+dedektif türündeki İspanyol filmleri bence gayrı resmi bir biçimde dünya sinemasının ayrı bir türü haline geldi. Filmlerde hikayenin adım adım çözümlenmesi, size sürekli bir ipucu verip daha sonra bunu kullanması ve hikayeyi asla tahmin edemeyeceğiniz bir sonla bitirmesi; İspanyol Sinemasının özgün bir tarzı. Filmlerin başında olaylar çok çabuk ivme kazanmasa da sürekli merak edeceğiniz sorular ve şüpheleneceğiniz karakterler vererek izleyiciyi canlı tutuyor. Ve her seferinde de hikayenin sonunda sizi ters köşe yapıyor. Bu açıdan en sevdiğim film türü olduğunu söyleyebilirim. Ve işte size bu konseptte en beğendiğim 6 İspanyol filmi:

El Cuerpo / The Body / Ceset (2012) – IMDb: 7,6

Sonunda beni en şok eden filmlerden biri. Morgda çalışan bir gece bekçisi, bir akşam dehşet içinde morgdan kaçarak uzaklaşmaya başlıyor ve bu esnada kendisine bir araba çarpıyor. Olayı araştırmaya gelen kıdemli dedektif Jaime Peña (Canlandırdan: Juan Coronado) ve ekibi, morg kameralarından bekçinin neden kaçığını araştırmaya başlıyor. Ardından morgda bulunması gereken cesetlerden birinin yerinde olmadığını fark ediyorlar. Kaybolan ceset, zengin ve otoriter bir kadın olan Mayka Villaverde (Canlandıran: Belen Rueda)’ye ait. Dedektif Jaime Peña; kadının kocası Alex Ulloa (Canlandıran: Hugo Silva)’yı ifade vermesi için olay yerine (morga) çağırıyor. İfadesi sırasında çelişkili ifadeler veren Alex, uzun süre morgda ekiplerle kalıyor ve bu sırada tuhaf olaylar yaşanmaya başlıyor. Olaylar o kadar kuşku ve gizem dolu ilerliyor ki filmi izlerken yerinizden kalkamıyorsunuz. Olayların tümü çözüldüğünde ise hiçbir şey beklediğiniz gibi çıkmıyor… Filmde her oyuncunun sağlam bir performansı var. Olayların gizemini çözmeniz için filmi izlerken detayları kaçırmamanız gerekiyor, zaten film boyunca tempo yüksek olduğundan asla sıkılmıyorsunuz. IMDb puanı açısından daha yüksek bir puanı hak ettiğini düşünüyorum. Hitchcock tarzı psikolojik gerilim filmleri seviyorsanız tam size göre. Tür: Dram, gizem, polisiye. Yönetmen+Senarist: Oriol Paulo.

Contratiempo / The Invisible Guest / Gizli Tanık (2016) – IMDb: 8,1

Yine Yönetmen+Senarist: Oriol Paulo’nun bir filmi ve listenin en iyilerinden biri. Yasak ilişki yaşayan Adrián Doria (Canlandırdan: Mario Casas) ve Laura Vidal (Canlandırdan: Bárbara Lennie) çifti, tam ayrılma kararı verdikleri bir sırada, talihsiz bir araba kazası yapıyor ve karşı arabadaki sürücü olay yerinde ölüyor. Şaşkınlık içerisinde kalan çift, durumu ört bas etmekten başka çareleri olmadığını düşünüyor. Ardından, iyi olduğunu düşündükleri bir plan yapıyorlar. Yaptıkları plana harfiyen uymaya çalışsalar da acemilikleri küçük hatalar yapmalarına neden oluyor. Yaptıkları hangi hatanın çifti ele verdiğini düşünürseniz düşünün, sonuç bundan bambaşka bir kurgu ile bitiyor. Daha doğrusu dedektif türünün bir uzmanı değilseniz veya daha önce Oriol Paolo’nun filmlerini izlemediyseniz, film sonunu tahmin edemiyorsunuz. Filmin kurgusu bence unutmayacağınız türden. İzlerken sürekli verilen detaylardan anlamlar çıkarmaya çalışıyorsunuz ve bir dedektif gibi hangi detaylardan açık vereceklerini hesaplıyorsunuz. Heyecanı yüksek tutan bir film. Tür: Suç, gizem, macera.

Mientras Duermes / Sleep Tight / Ölüm Uykusu (2011) – IMDb: 7,2

Filmin adından ve afişinden korku filmi gibi görünmesine bakmayın, film korku filmi değil. Filmin türü tam olarak: dram, gizem ve psikoloji. İşine yeni başlayan César isminde bir apartman görevlisinin (Hücre 211 filminden tanıdığımız Luis Tosar canlandırıyor), apartmanda oturan bir kadına aşık olması ve ona kafayı takması sonucu yaptığı bazı gizli şeyleri konu alıyor. Apartman görevlisi olan César, apartmanda oturan herkesin dairesinin bir yedek anahtarına sahip. Doğal olarak insanlar evde olmadıklarında (hatta evde olduklarında bile) onların evlerine rahatça girip çıkabiliyor. César, bu durumu kendi takıntısı için kullanmaya başlıyor. Film, herkesin başına gelebilecek, inanılmaz ama olası bir olayı anlatıyor aslında. Hikâyenin psikolojik tarafı, gündüzleri herkese karşı sevecen ve saygılı biri olarak görünen ancak iç dünyasında takıntılı bir ruha sahip olan bir adamın psikolojisini çok iyi anlatması. César, ahlaki bir insanın asla düşünmeyeceğini bazı aşağılayıcı davranışlarda bulunuyor; ancak filmi izlerken, -tabi ki César’ı Luis Tosar’ın canlandırdığı dikkate alınarak- adamın ruh halini anlıyorsunuz. İlginç ve sürekli merak uyandıran bir film. Mutlaka izleyin.

Al Final del Túnel / At the End of the Tunnel / Tünelin Ucunda (2016) – IMDb: 7,1

İspanyol filmlerinin IMDb puanının neden düşük olduğunu anlamıyorum aslında gayet başarılı ve pek çok yüksek IMDb’li Hollywood filmine on basar bence. Ve yine izlemesi inanılmaz keyifli ve sonunda şok eden bir film ile karşı karşıyayız. Tünelin Ucunda filmi, bir bankanın hemen yanında bir evde oturan Joaquín isminde bilgisayar mühendisi bir adam (Leonardo Sbaraglia canlandırıyor), bir gün bodrum katında çalışırken duvarın arkasında bazı konuşmalar duyar ve konuşmaları dinlemeye başlar. Duvarın arkasında bir kaç kişi bankayı soyma planları yapmaktadır. Joaquín, ayaklarından sakat olduğu için tekerlekli sandalyeye bağımlı olarak ve yalnız yaşamaktadır. Bu sırada evin bir odasını küçük bir çocuğu olan bir kadına kiraya verir. Adamlar yerin altından tünel kazarak bankanın kasasına ulaşmak için, tüneli Joaquín’in evinin altından geçirmeyi planlarlar. Ancak Joaquín de onlar için ayrı plan yapar. Bence sağlam bir senaryoya sahip ve zaman zaman gergin, zaman zaman entrika dolu bir film.  Yazan- yöneten: Rodrigo Grande.

Julia’s Eyes / Julia’nın Gözleri (2010) – IMDb: 6,7

Başarılı bir gerilim filmi. Kör olan kardeşinin intihar etmesi üzerine kardeşinin yaşadığı eve gelen Julia, olayın stresi yüzünden, genetik olarak kendisinde de mevcut olan ve gözlerini yavaş yavaş kör etmeye başlayan hastalığı ilerlemeye başlar. Kardeşinin intiharı ile ilgili esrarengiz ve gizemli ipuçları yakalamaya başlayınca gözlerini tamamen kaybetme pahasına durumu çözmeye çalışacaktır.  Çoğu İspanyol filmi gibi şaşırtan bir sona sahip ve gerilim türünün iyi örneklerinden birisi.

La Cara Oculta / The Hidden Face / Gizli Oda (2011) – IMDb: 7,4

Sevgilisinin kendisini ne kadar sevdiğini merak eden bir kadın, ona bir şaka yapmaya çalışıyor. Sevgilisine onu terk ettiğine dair bir mektup bırakıp, evin içerisinde bulunan gizli bir bölmeye kendisini kilitliyor ve bu gizli bölmedeki aynanın arkasından sevgilisini izliyor. Ancak hiç ses geçirmeyen ve sevgilisinin bile bilmediği bu gizli bölmeye girmeden önce küçük bir hata yapıyor. Bu hatanın sonuçları ise ilginç ve insanı geren cinsten. Filmin senaryosu kesinlikle orijinal ve izlerken insanı dehşete düşürüyor. İspanya-Kolombiya ortak yapımı filmin yönetmeni: Andrés Baiz. Filmin tek olumsuz yanı, gizemini çabuk belli ediyor olması. Filmin yarısında olayların çoğunu öngörebiliyorsunuz ama yine de merak ve detaylar filmi izletiyor. Başroldeki adamın filmde bir orkestra şefinin canlandırıyor olması ve arada kısa da olsa verilen klasik müzik temaları ayrıca çok hoşuma gitti. Tür: Dram, gizem, gerilim.

BONUS

El Guardián Invisible / The Invisible Guardian (2017) – IMDb: 6,2

Klasik bir İspanyol filmi. Zor bir seri katili yakalamaya çalışan kadın bir dedektifin, bu süreçte kendi geçmişiyle de yüzleşme sürecini konu alıyor. Filmin olumsuz yanı bence konusunu fazla uzatması ve gereksiz durağan sahnelere sahip olması. Hatta sanırım bu nedenle IMDb puanı 6,2’de kaldı. Ancak durağanlığını bir kenara koyarsak, İspanyol sinemasının gerilimli-dedektifli filmleri arasında sayılabilecek güzel bir film. Bu arada filmin yarısından çoğu yağışlı bir havada geçtiğinden, havanın yağışlı olduğu bir akşam izlemeniz daha etkileyici olabilir…

La Habitación de Fermat  / Kapan (2007) – IMDb: 6,7

Bu film, tek mekan filmlerini sevenlere… Matematik dehalarının buluştuğu bir toplantıda, kendilerine sorulan her soruda, matematikçiler soruyu doğru cevaplayana kadar duvarlar geliştirilen bir çark yardımıyla daralmaya başlar. Matematikçilerin, odanın küçülüp yok olmaması için, her soruyu hızlı ve doğru cevaplamaları gerekmektedir. Ancak bunu yaparken bir yandan da kendilerine bu tuzağı “Kimin?” ve “Neden?” kurduğunun cevaplanması sorunu vardır. Heyecanlı, sürükleyici ve ilginç bir İspanyol filmi.

La Isla Mínima / Bataklık (2014) – IMDb: 7,3

Tam bir detektif filmi. Bir kızın kaybolma hikayesi ile başlıyor ve Juan Robles ve Pedro Suárez isminde iki dedektifin bu olayı araştırma çalışmaları ile devam ediyor. Hikayenin geçtiği kasaba, biraz şehir yaşamından uzak ve garip insanların yaşadığı bir yer. Kaybolan kızın ardından bir kaç kızın daha kaybolduğu haberlerinin gelmesi ile Juan Robles ve Pedro Suárez, bu işin arkasında bir ekibin olduğunu düşünmeye başlıyorlar. Filmin olumsuz yanı olayların çok yavaş ivme kazanması, güzel yanı ise konusunu güzel işlemesi. Kısacası çok yavaş ilerleyen ama güzel bir film. Aksiyon seven uzak dursun derim, ama dedektif filmi seven keyifle izleyebilir.

İspanyol sineması güzeldir 🙂

Bahar PAÇACIOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir