Dostoyevski’nin Hayatı ve Eserleri

Asıl adı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (11 Kasım 1821 – 9 Şubat 1881). Aşırı disiplinli ve zalim babası, kendisi küçük yaştayken vefat eden annesi, mühendislik okulu için St. Petersburg’a taşınması, ordudan ayrılarak politikayla ilgilenmeye başlaması, bir komplo sonucu arkadaşları ile birlikte hapse girmesi, idama mahkum edilmesi, idam günü Çar tarafından affedilmesi, sara hastalığı, bitmeyen sorgulamaları ve yazdığı kitaplar ile Dostoyevski

Dostoyevski’nin Hayatı

Çocukluğu ve İlk Gençlik Yılları

dostoyevskinin hayati - Dostoyevski’nin Hayatı ve Eserleri

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 11 Kasım 1821’de Moskova’da doğar. Babası Yoksullar Hastanesi’nde çalışan eski bir ordu cerrahı, annesi ise bir tüccarın kızıdır.

Dostoyevski ilk eğitimini evde alır. Ancak babasının sert karakteri yüzünden evde alınan bu eğitim Dostoyevski’nin ruhunda derin izler bırakır. Çünkü baba uzun süren bu dersler boyunca çocukların oturmasına izin vermemekle beraber en küçük bir gevşeklikte şiddetli bir biçimde azarlar (Troyat, 2004, s.32). 

Dostoyevski evde aldığı bu sıkı eğitimin ardından 1834 yılında özel bir okula, Çermak okuluna başlar. Okul hayatı onu; babasının baskıcı ve sıkı disiplinli davranışlarından bir nebze de olsa uzak tutmuş olur. Okulda Puşkin, Karamzin gibi Rus yazarlarının yanında W. Scott, Dickens ve G. Sand gibi yazarları da tanıma fırsatı bulmuştur.

Dostoyevski 15 yaşına geldiğinde, 27 Şubat 1837’de annesini kaybeder. Annesinin vefatı onu derinden üzmüş ve uzun süre etkisi geçmemiştir. Annesinin ölümünün ardından daha da acımasız ve çekilmez olan babası, Dostoyevski’yi aynı yıl Petersburg Askeri Mühendislik Okulu’na gönderir. Burada kaldığı süre zarfında babası ile ilişkisi, aşağıda babasına yazdığı mektubundan daha iyi anlaşılmaktadır:

“Benim aziz ve iyi babam, oğlunun senden harçlık istemesi için sana başvurmasını bir fazlalık olarak kabul edebiliyor musun? … Şu anda kelimenin tam manası ile beni anlaman için sana yalvarıyorum sevgili babacığım. Hizmet etmekteyim. İstesem de istemesem de en yakın çevremin zorunluluklarına uymam gerekiyor. Neden bir istisna olayım? … Askeri akademinin her öğrencisinin kamp hayatı en az kırk rubleye mal oluyor. Bu kırk rubleye çay, şeker gibi ihtiyaçlar dâhil değil. … Rahatım için değil en zaruri ihtiyaçlarım için bunlara sahip olmam gerekiyor. Senden sadece en zaruri ihtiyacım olan on altı rubleyi istiyorum.” … “iki çift adi postal için” – Dostoyevski’nin Mektupları, 1973, s.15

Okulda aldığı ağır ders ve talimlerden fırsat bulduğu zamanlarda, sürekli kitap okuyan Dostoyevski’nin edebiyatla ilişkisi artık geri dönüşü olmayan bir yol gibidir. 1844 yılında okulu bitirdikten sonra, istihkâm dairesinde 1 yıl teğmen olarak görev yapan Dostoyevski, yoksul kalmayı da göze alarak edebiyatla uğraşmak için bu görevinden istifa eder.

Geçimini sağlamak için çeviri yapmaya başlayan Dostoyevski’nin ilk çevirisi: Balzac’ın “Eugenie Grandet” adlı eseridir. Dostoyevski bu sırada ilk kitabı olan “İnsancıklar (Bednye lyudi)”ı yazar ve bir arkadaşına okuması için verir. Arkadaşı bu eseri o kadar beğenir ki derhal dönemin ünlü eleştirmeni V. G. Belinski’e götürür. Ardından eser, 15 Ocak 1846’da Nekrasov’n yıllık yayımında basılır. Ardından başka romanlar yazan Dostoyevski; devlet karşıtı söylemleri ve yazıları nedeniyle tutuklanır.

Sürgün Yılları

Çevresinin de etkisiyle devlet karşıtı, solcu ve ilerici bir yazar olarak kendini romanlarına adayan Dostoyevski, katıldığı bir eylemde tutuklanarak 8 devrimci arkadaşı ile birlikte idama mahkum edilir. Tam idam edilecekleri sırada bir fermanla Çar tarafından affedilip Sibirya’ya sürgüne gönderilir.

Sürgün yıllarında okuyabildiği tek kitabın İncil olması, – 40 derece soğukta, adi bir suçlu gibi saçlarının yarısı kesik ve alnında damga ile yıllarını geçirmesi, tüm siyasi ve dini görüşünü değiştirir. Sürgünden sonra 5 yıl zorunlu askerlik yaptıktan sonra serbest kalır ancak yaşadıkları onu artık milliyetçi ve muhafazakar biri haline getirmiştir.

Sürgünden Sonra

Sürgünden döndükten sonra kendisini tamamen edebiyata adayan yazar, abisi ile birlikte dergi çıkarmaya da başlar. Ayrıca artık yazdığı eserler romantik olmaktan çıkmış, daha da derin, trajik ve etkili bir şekil almıştır. 1867 yılında âşık olduğu Anna Grigoryevna isimli kadınla evlenir.

Dostoyevski, son eseri olan “Puşkin Üzerine Konuşma”dan sonra ortaya çıkan olumsuz atmosferden derinden etkilenmiş, zaten bozuk olan sağlığı daha da bozularak 28 Ocak 1881’e San Petersburg’da vefat etmiştir.

Dostoyevski’nin Eserleri / Kitapları

Çocukluğunu sarhoş bir baba ve hasta bir anne ile geçiren Dostoyevski; babasının baskıcı tutumu, sıkı disiplini, cimriliği ve annesi ile kız kardeşine kötü davranmasının etkilerini neredeyse tüm kitaplarına yansıtmıştır. Hatta kitaplarında karakterine gerçekte babasına söyleyemediği şeyleri söyletmiş, “Kim babasını öldürmek istemez,” ki itirafında bulunmuştur. Ancak babası gerçekten vefat ettiğinde, bir zamanlar babasının ölmesini dilediği için ağır pişmanlık yaşamış ve uzun dönem depresyona girmiştir. Hatta bu nedenle “Karamazov Kardeşler”i yazma gerekçesi Freud tarafından baba figürüne bağlanır…

Dostoyevski; mutsuz aile hayatı, sürgün yılları, aşk ilişkilerinin karmaşıklığı, ihanete uğraması ve en önemlisi de tüm bu yaşadıklarının hayatında sıradanlaşmasının yarattığı derin üzüntüyü “Dinmek bilmeyen bir ıstırap”olarak niteler. Bu nedenle romanları derin duygularla boğuşan karakterlerle, karakterlerin bitmek bilmeyen sorgulamaları, pişmanlıkları, merhamet duyguları, taşkın istekleri ve şiddetli iç hesaplaşmaları ile doludur. İyilerin mutlaka çok geçmeden ortaya çıkan bazı karanlık yönleri vardır… İnsanlığı bir bütün olarak ne kadar seviyorsam tek tek birey olarak o kadar nefret ediyorum” sözünü aslında her romanında farklı şekillerde dile getirir…

  1. ve 21. yüzyıl  edebiyatına yön veren ve psikolojik romancılığın başyapıtı sayılan eserlerinden bazılarını ilk basım yılına göre şöyle sıralamak mümkündür:

Romanları

İnsancıklar (Bednye lyudi)

“İnsancıklar”, 15 Ocak 1846 tarihinde yayımlanan Dostoyevski’nin ilk romanıdır. Devlet dairesinde memur olarak çalışan Makar Alekseyeviç Devuşkin ile yoksul ve yetim bir genç kız olan Varvara Alekseyevna Dobroselova adında geçen mektuplardan oluşur. Kitaptan bir alıntı:

“Aslına bakarsan kendim için üzülmüyorum. Benim için her şey bir. Dondurucu soğukta paltosuz yalın ayak da dolaşabilirim. Bunlara katlanırım, benim için önemli değil. Uysal, küçük bir insanımdır… Ama insanlar ne der? Düşmanlarım, dilleri kötülük saçan o canavarlar daireye paltosuz geldiğimi görünce neler söylemezler! İnsan paltoyu belki çizmeyi bile başkaları için giyer. Çizmeye gururumu ve adımı korumak için ihtiyacım var anacığım.”

Öteki (Dvojnik)

Yine 1846 yılında yayımlanmış olan “Öteki” adlı romanı; devlet dairesinde memur olarak çalışan Yakov Petroviç Golyadkin’in davetsiz gittiği bir doğum gününde aşağılanmasının ardından yaşadığı kişilik parçalanmasını anlatmaktadır. Ancak Dostoyevski’nin bu romanı “İnsancıklar” kadar beğeni toplamamış, hatta büyük eleştiri almıştır.

Beyaz Geceler (Belye nochi)

İlk olarak 1848 yılında “Otoçestvenniye Zapiski” adlı dergide yayımlanan “Beyaz Geceler” isimli öykü; Peterburg sokaklarında yalnız dolaşan ve 8 yıldır da aslında hiç arkadaşı olmayan Aleksi Aleksandroviç adında bir adamın, gece sokakta yalnız dolaşan Nastenka adında bir genç ve güzel kadınla karşılaşmasını ve onunla başlayan arkadaşlığı ile birlikte değişen dünyasını anlatmaktadır.

“İnanır mısınız, bazen öyle sıkıntılı, öyle bunaltıcı anlarım oluyor ki, gerçek bir hayatı yaşamaya gücümün yetmeyeceğini; gerçekleri, akıp giden olayları kavramakta çok geri kaldığımı, duygularımın körleştiğini hissediyor, kendi kendime lanet okuyorum. Hayaller içinde geçirilen gecelerden sonra ayılmanın gerçek dünyana dönmenin ne kadar korkunç olduğunu bilemezsiniz. Evet, bir de çevrenize bakarsınız ki, insanlar delicesine akan hayat seli içerisinde yaşayıp gidiyorlar. Ismarlama olmayan; hayal gibi, düş gibi uçup gitmeyen, durmadan yenilenen, her an genç kalan, bir saati bir saatine uymayan gerçek bir yaşam onlarınki. Oysa karanlığın, düşüncenin tutsağı olan hayal bıktırıcıdır, uçup gitmeye hazır oluşu yanında aşağılık bir tekdüzeliği vardır.” s.46, Beyaz Geceler, İletişim Yayınları

Netoçka Nezvanova

Babasını küçük yaşta kaybeden ve annesi başkasıyla evlenen, bu nedenle de başlarda üvey babasını gerçek babası sanan Netoçka’nın, genç kız olana kadar geçen sürede yaşadıklarını anlatıyor. Ancak Dostoyevski bu eserini tamamlayamadan tutuklanmış ve sürgüne gönderilmiştir.

Ezilmiş ve Aşağılanmışlar (Unizhennye i oskorblennye)

Dostoyevski’nin sürgünden döner dönmez yazdığı bu eser; 1861 yılında abisi ile birlikte  çıkardıkları “Zaman (Vremya)” dergisinde yayımlanmıştır.

Ölüler Evinden Anılar (Zapiski iz mertvogo doma)

1862 yılında yayımlanan “Ölüler Evinden Anılar”; Rusya’da toprak sahibi bir ailenin oğlu olan Aleksandr Petroviç Goryançikov’in kıskançlık nedeniyle karısını öldürmesini ve 10 yıl Sibirya’da kürek cezasına çarptırılmasını anlatmaktadır. Eser; Dostoyevski’nin kendi sürgün günlerini anlatan bir anı roman niteliğindedir. Bu durum kitabın sonunda yer alan “Hapishaneden Ayrılış” bölümünden de anlaşılmaktadır.

“Kim bilir ne gençlikler boşu boşuna bu duvarların arkasına gömülmüştü; ne kadar çok güç kuvvet burada bir hiç uğruna yok olup gitmişti! Gerçeği görmek gerekir: Bu adamların hepsi dikkate değer tiplerdi. Belki de halkımızın en yeteneklileri, en güçlüleriydiler. Ama bu kudretli yetenekler boşu boşuna yok olmuştu, geri dönüşü olmayan, anormal bir şekilde, haksız yere yok olmuştu. Peki, bunun suçlusu kim? İşte sorun buydu: Suçlu kim?”

Yeraltından Notlar (Zapiski iz podpolya)

Abisi ile çıkardıkları “Zaman (Vremya)” dergisinin kapatılmasının ardından, 1864 yılında Çağ (Epoha) dergisini çıkarmaya başlayan Dostoyevski; “Yeraltından Notlar”ı ilk defa bu dergide yayımlamaya başlamıştır. Yeraltından Notlar; kendisine kalan miras ile memurluğu bırakıp köşesine çekilmeye çalışan 40 yaşında bir adamın bitmek bilmeyen kişisel sorgulamalarını ve iç hesaplaşmalarını en üst dorukta anlatmaktadır. Eser Dostoyevski’nin en çok tartışılan romadır. Eser şu cümle ile başlar:

“Ben hasta bir adamım… Gösterişsiz, içi hınçla dolu bir adamım ben. Sanıyorum, karaciğerimden hastayım. Doğrusunu isterseniz, ne hastalığımdan anladığım var, ne de neremin ağrıdığını tam olarak biliyorum. Tıbba, hekimlere saygı duymakla birlikte, simdiye dek tedavi olmadığım gibi, bundan sonra da böyle bir şey düşünmüyorum. Üstelik boş inançları olan bir insanım, hem de tıbba saygı duyacak kadar. (Oldukça iyi bir öğrenim gördüm, boş inançlara inanmamam gerekirdi, ama inanıyorum işte.) Hayır, hayır, salt hıncımdan dolayı tedavi olmak istemiyorum. Siz bunu anlayamazsınız. Ama ne ziyanı var, ben anlıyorum ya! Bu huysuzluğumla kime kötülük edeceğimi açıklamak elimde değil, bunu ben de bilmiyorum; bildiğim bir şey varsa, o da tedaviden kaçmakla hekimlere bir “zarar veremeyeceğim”, olsa olsa bütün zararı kendimin çekeceğidir. Yine de hıncımdan tedavi olmuyorum! Karaciğerim ağrıyormuş, varsın daha beter ağrısın!”

Suç ve Ceza (Prestuplenie i nakazanie)

Yeraltından Notlar’ı yazmasının ardından sırayla karısını ve abisini kaybeden Dostoyevski; 1866 yılında en ünlü romanı “Suç ve Ceza”yı yazar. Roman; genç üniversite öğrencisi Raskolnikov’un tefeci kadını öldürmesini ve ardından duyduğu vicdan azabını, ayrıca Sonya isminde bir kadına duyduğu aşkı anlatmaktadır.

“Hepiniz birer gevezeden ve farfaracıdan başka bir şey değilsiniz! Küçücük bir acınız olsa, on paralık yumurtası için ortalığı birbirine katan tavuklara dönersiniz! Üstelik burada bile başka yazarların düşüncelerini çalansınız! Ruhlarınızda bağımsız bir yaşamdan iz bile yok! İspermeçten yapılmış yaratıklar! Damarlarınızda da kan yerine serum dolaşıyor! Hiçbirinize inanmıyorum! İlk işiniz, ne pahasına olursa olsun insana benzememektir.” Suç ve Ceza

Kumarbaz (Igrok)

1867 yılında yayımlanan “Kumarbaz”; genç bir öğretmenin kumar tutkusunu anlatmaktadır. Gerçek hayatta da Dostoyevski’nin kumar tutkusu olduğu bilinmektedir. Kendisine pek çok maddi/manevi sorunlara yol açmasına rağmen bu alışkanlığı bırakamama nedenini “Kumarbaz”da “Aslında merak ediyorum, şimdiye kadar oyun masasına yaklaşıp da batıl bir inanca saplanmayan biri var mıdır acaba?” sözleriyle açıkladığı düşünülebilir.

Budala (Idiot)

1868 yılında “Budala (İdiot)” adlı eserini yazan Dostoyevski bu eserde; kendini tüm dünyevi zevklerden arınmış olan Prens Mışkin’in yaşamını anlatmaktadır.

“Eğer ben şuracıkta, üzerine vuran ışın demeti içinde vızıldayan minnacık sineğin bile, bu şölen sofrasında, bu koroda yeri olduğunu, bu yerini bildiğini, yerini sevdiğini ve bundan mutluluk duyduğunu, bir tek benim istenmeyen bir bebek gibi düşürüldüğümü ve sadece korkaklığımdan bunu bugüne dek anlamadığımı tek bir dakika, tek bir saniye bile unutmamak zorundaysam, bana ne bütün bu güzelliklerden!”. s. 481, Budala, İletişim Yayınları.

Ecinniler (Besy)

Rusya’da yaşanan Neçayev Olayı’ndan etkilenerek 1872 yılında yazdığı bu eserde; Tanrı kavramının yok olmaya başladığı bir toplumda değerlerin nasıl anlamsızlaştığını anlatmaktadır. Albert Camus “Ecinniler”in yazılma sürecini şu şekilde anlatır: “1869’da Rusya’da herkes bir cinayet olayı hakkında konuşuyordu. Ivanov adında bir öğrenci suikastçı küçük bir grup tarafından öldürülmüştü. Liderleri Nechayev adında biriydi. Bu politik sebeplerle işlenen ilk suçtu. Şöyle izah edeyim: Böylece suç suikastçılar arasında bölüştürülebilirdi. Bu suç, doğası gereği Rusya’daki herkesi korkutacak şekle büründürüldü. Tüm bunlar Dostoyevski üzerinde önemli bir etki bıraktı ve bu yeni gelişmelerden ilham alarak bir yıl sonra Eccinniler’i yazmaya başladı.” 

Delikanlı (Podrostok)

1875 yılında “Otoçestvennıye Zapiski” adlı dergide yayımlanan bu eserde; 21 yaşındaki Arkadiy Dolgorukiy’nin hayatını anlatmaktadır.

Karamazov Kardeşler (Brat’ya Karamazovy)

1878 yılında yazmaya başladığı Karamazov Kardeşler; önce Russkiy vestnik adlı dergide bölüm bölüm, ardından 1881’de kitap olarak basılmıştır. Kitabın kurgusu, bir cinayet vakası etrafında gelişmektedir. Bazı kaynaklar Donstoyevski’nin “Karamazov Kardeşler”i biriken kumar borçlarını ödemek için yazdığını ifade eder. Kitaptan alıntılar:

“Başıboş kalınca hemen tapınacağı bir Tanrı bulmak insanın en büyük kaygısıdır. Bu zavallı yaratıkların tasası yalnız senin benim için tapınacağımız bir varlık bulmak değil, herkesin ve ille ‘hep birlikte’ imanla baş tacı edecekleri birini bulmaktır. İşte bu ortaklaşa tapınma ihtiyacı hem tek tek, hem toplu olarak bütün insanların ta ilk yüzyıllardan beri başlıca ıstırap konusu olmuştur. Toplu tapınma yüzünden birbirlerinin kanına girerlerdi. Kendilerine birtakım tanrılar icat ederler, birbirlerine, ‘Tanrılarınızdan vazgeçin, bizimkileri kabul edin: yoksa sizi de, Tanrılarınızı da yok ederiz!’ derlerdi. Bu, kıyamete kadar böyle sürüp gidecektir.”

Öyküleri

  • 1847: Dokuz Mektupları Romanı (Roman v devyati pis’mah)
  • 1847: Mr. Prokharçin (Gospodin Prokharchin)
  • 1847: Ev Sahibesi (Hozyajka)
  • 1848: Polzunkov
  • 1848: Bir Yufka Yürekli (Slaboe serdze)
  • 1848: Kıskanç Koca (Chuzhaya zhena i muzh pod krovat’yu)
  • 1848: Namuslu Bir Hırsız (Chestnyj vor)
  • 1848: Bir Noel Ağacı Ve Düğün (Elka i svad’ba)
  • 1848: Beyaz Geceler (Belye nochi)
  • 1857: Küçük Kahraman (Malen’kij geroj)
  • 1859: Amcanın Rüyası (Dyadyushkin son)
  • 1859: Stepançikovo Köyü (Selo Stepanchikovo i ego obitateli)
  • 1862: Tatsız Bir Olay (Skvernyj anekdot)
  • 1865: Timsah (Krokodil)
  • 1870: Ebedi Koca (Vechnyj muzh)
  • 1873: Bobok
  • 1876: Uysal Bir Ruh (Krotkaja)
  • 1876: Köylü Marey (Muzhik Marej)
  • 1876: Mesih’in Noel ağacı Boy de (Mal’chik u Hrista na elke)
  • 1877: Bir Adamın Düşü (Son smeshnogo cheloveka)

Diğer Eserleri

  • 1863: Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları (Zimnıye zametki o letnıyh vpeçetleniyah)
  • 1875: Bir Yazarın Günlüğü
  • 8 Haziran 1880: Puşkin Üzerine Konuşma

Yararlanılan Kaynaklar

  • Troyat, Dostoyevski, 2004, Çev. Leyla Gürsel, İstanbul, İletişim Yayınları.
  • Dostoyevski’nin Mektupları, 1973, Çev, Zeyyad Özalpsan, İstanbul, Ararat Yayınevi.
  • M. Dostoyevski, Puşkin Konuşması, 2009, Çev. Tektaş Ağaoğlu, İstanbul, İletişim Yayınları.
  • M. Dostoyevski, Budala, 2008, Çev. Mazlum Beyhan, İstanbul, İletişim Yayınları.

Bahar PAÇACIOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir