Eşekarısı Fabrikası – Iain M. Banks

Uzun süredir okumak istediğim, hep ertelediğim, okuduktan sonra ise ertelediğime üzüldüğüm, neden daha önce okumadım, dediğim Eşekarısı Fabrikası, İskoç yazar Iain M. Banks’in ilk romanı. Gotik tarzda yazılmış olan roman, biraz yeraltı edebiyatı biraz bilim kurgu kokan fantastik bir nitelik taşıyor. 1984’nda yazılan romanın önemi; toplumsal cinsiyete yönelik baskı ve manipülasyonların, totaliter sistemler tarafından yürütülen baskıcı bir uygulama olduğunu ortaya koyması. Eşekarısı Fabrikası yazarın en bilinen romanıdır. Romanın orijinal ismi: The Wasp Factory. 

esekarisi fabrikasi - Eşekarısı Fabrikası – Iain M. Banks

Eşekarısı Fabrikası Konusu

Eşekarısı Fabrikası’nın konusu kısaca, küçükken uğradığı bir köpek saldırısında erkeklik organını kaybettiğini düşünerek yaşadığı travmanın etkisiyle hayatı derinden etkilenen 16 yaşındaki Frank’in hikâyesi anlatılıyor. Romanın konusundan daha detaylı bahsedecek olursak; romanın ana karakteri aynı zamanda romanın anlatıcısı olan 16 yaşındaki Francis Leslie Cauldhame. Romanda bu isim bazen Frank bazen Frang diye geçiyor. Babası ilginç deneyler yapmaya meraklı bir biyokimyacı; kardeşi Eric tıp fakültesinde öğrenciyken yaşadığı bir olay sonucu akli dengesini yitirmiş ve bu nedenle biraz sürekli tehlikeli durumlar yaratmaya açık bir çocuk. Babası doğum kaydını bildirmediği için resmen var olmayan Frank, biyolojik olarak kadın olduğundan habersiz ve babası tarafından bir kaza sonucu hadım kaldığına inandırılmıştır. Süreç içerisinde erkek kimliğini kanıtlamak için suç işlemeye kadar gider. Ailesinin totaliter tutumu, Frank’ın kimlik gelişimi sırasında yalnız bir hayat sürmesine neden olur. 

Hayvanların ölme biçimlerinin kendisine yakın geleceği haber verdiğine inanan Frank, daha çocukken zekice bir plan yaparak kendi yaşlarındaki iki kuzenini ve öz kardeşini öldürür. Nitekim babası da kendisine saçma sapan şeyler öğretmekten zevk almaktadır. Frank’in şiddet ve ölüm üzerine fantazilerle dolu bu küçük hayatı, romanın sonunda yaptığı küçük bir keşifle tamamen değişir.

Eşekarısı Fabrikası kitabının etkisi roman biter bitmez hemen geçmiyor. Bu bağlamda kitabın insandaki bıraktığı hissi hiç şüphesiz tedirginlik olarak tanımlayabilirim. İnsanı tedirgin eden bir anlatımı, insanı tedirgin eden bir kurgusu, insanı tedirgin eden karakterleri ve insanı tedirgin eden bir havası var. Masumiyetin kalesi sayılan çocukluğu da yıkıp geçiyor ayrıca… Eşekarısı Fabrikası kitabında altını çizdiğim yerlerden buraya not düşmek istediğim bir cümle var:

İki cinsiyet de kendilerine göre birer işi çok iyi yapıyorlardı: Kadınlar doğuruyor, erkeklerse öldürüyordu. (s.111)

Okumak güzeldir…

Iain M. Banks okumak daha güzel 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir