Nasıl Mutlu Olunur? Daha Mutlu Olmak İçin 11 Öneri

Nasıl Mutlu Olunur? sorusunun cevabı belki hayatımızı en çok etkileyen şeylerden birisi, çünkü mutlu olmayı yanlış algıladıysak, beynimize mutluluğu ilişkilendirdiğimiz şeyleri yanlış kodladıysak, bu durum ömür boyu mutsuz bir karakter geliştirmemize neden olabilir. Bununla birlikte yapılan araştırmalar mutlu olmanın sahip olduklarımızla çok az ilgisi olduğunu söylüyor. Bunun en iyi göstergesi olarak; etrafınızda sizden daha kötü koşullarda yaşamasına rağmen sizden daha mutlu olan insanları referans alabilirsiniz. Bu insanlar bize şunu kanıtlıyor bence: Mutluluk bir seçimdir. Bu nedenle “Nasıl mutlu olunur?” sorusunun cevabı da aslında burada yatıyor: Mutluluğu seçerseniz mutlu olursunuz. Peki bu seçimi nasıl yapacağız? Elbette önce mutluluğu doğru yerde arayarak ve hayatımızın her anına küçük motivasyonlar ve enerjiler katarak yapabiliriz. Bunun için size bazı önerilerde bulunmak istedim. Umarım işinize yarar.

Nasıl Mutlu Olunur?

Gün içerisinde kendinize mutlu olduğunuzu söyleyin.

Sözlerin gücünü küçümsemeyin, Kuantumcuların mutlu olmak için yaptığı ve en başarılı olduğu tekniklerden birisi budur: Sözlerin gücüne inanmak. Örneğin sabah uyanır uyanmaz, önce sadece yaşadığınız için mutlu olduğunuzu kendinize söyleyin. Bunu mümkünse sesli söyleyin: ÇOK MUTLUYUM. Yanınızda birisi varsa ona “Seninle birlikte uyandığım için çok mutluyum.” diyin, ardından mutlu olmak için bahaneler üretin: “Erken uyandığım için çok mutluyum.”, “Sağlıklı olduğum için çok mutluyum.”, “Bugün önemli bir eğitim vermem lazım, evet stresliyim ama öğlen eğitim bittiğinde üzerimden ağır bir yük kalkacağı için şimdiden çok mutluyum.” gibi güne başlangıç motivasyonuzu ve enerjinizi artıracak mutluluk sözleri söyleyin. Sadece pozitif şeylere odaklanın, eksikleri değil, sahip olduklarınızı düşünün. Şikayet etmeyi, dırdır etmeyi değil, pozitif şeylere odaklanmayı alışkanlık edinin. Sorun odaklı değil, çözüm odaklı olun.

Eğlenceli müzikler dinleyin.

Sabah uyandıktan sonra ya da işe gidip-gelirken yolda eğlenceli bir müzik açın. Bu müzik asla slow olmasın ve kesinlikle duygusal olmasın. Sadece eğlenceli, enerji veren bir müzik olsun. Spor salonlarında çalan müzikler vardır, spor yaparken motivasyonu inanılmaz artırır, çünkü tempo hep yüksektir, böyle müzik listeleri oluşturun kendinize. Müziği açın ve sabah hazırlanırken/giyinirken bu eğlenceli müziğin keyfini çıkarın. Sadece bunu yaparak bile, güne nasıl daha farklı başladığınızı, nasıl daha mutlu olduğunuzu göreceksiniz. Küçük bir  dokunuş, kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlayacak.

Etrafınızdaki insanlara karşı hislerinizi ve tepkilerinizi yönetmeyi öğrenin.

Etrafınızda size kendinizi kötü hissettiren, belki ukala, belki şımarık tipler olabilir. Artık onlara sinir olmak yerine durumu yönetmeyi öğrenmeliyiz. Kişisel gelişim kitapları okuyun, istemediğiniz insanları nasıl manipule edebileceğinizi öğrenin, olumsuz davranışlara nasıl tepki vermeniz gerektiğini, kendinizi olumsuz insanlardan nasıl korumanız gerektiğini öğrenin. Benim hayatta en geç ve en zor öğrendiğim, hatta hala tam öğrenemediğim şeylerden biridir bu. Hayatımın hiçbir aşamasını etkileyemeyecek olan bir insan, bir sözü ile kendimizi kötü hissettirebiliyor ve bunun etkisi bazen tüm gün sürüyor. Buna izin vermemeyi öğrenin. Öğretin kendinize, defalarca yapamasanız da bir daha deneyin. İzin vermemek derken, onun size bu sözü söylemesine izin vermemek değil, sizin bundan etkilenmemeyi öğrenmenizden bahsediyorum. Kimseyi değiştiremeyiz, ama kendimizi değiştirebiliriz. Karşımızdaki insanları değiştirebiliyor olsaydık bile değiştir değiştir insan mı biter memlekette. O zaman yapacağımız tek şey kendimizi değiştirmek, güçlü olmak. Kötü niyetli eleştirenlere kulak asmamayı, gülüp geçmeyi öğrenin.

İşinizi sevmeyi ya da en azından iş yerinde mutlu olmayı öğrenin. 

İş yerindesiniz. İyi bir işiniz varsa ya da en azından idare edilebilir düzeyde iyi bir işiniz varsa zaten sorun yok. Ama sevmediğiniz bir işi yapıyorsanız, elbette en kısa zamanda değiştirmeniz dileği ile ama değiştiremiyorsanız da durumu sizin için en kabul edilebilir hale getirmeye çalışın. İnsanlar bu aşamada genelde koyverdiklerinden, sürekli şikayet eden, oflayıp poflayan bir tavır sergilerler. İşin en kötü tarafı da insanlar bu davranışları o kadar benimserler ki, bu onlar tarafından benimseniz, onlar için artık bir alışkanlık, bir yaşam tarzı olur. Hatta bazen güzel bir şey olduğunda bile görmezler. Güzel şeylerin altından başka anlamlar çıkarırlar. Bence bu kişinin düşeceği en kötü durumdur, kişiyi bu durumdan çıkarmak çok zordur. Halbuki hayat her zaman mücadele gerektirir, maalesef bizler üçüncü dünya ülkelerinde, yani az gelişmiş ülkelerde yaşayan ve kazanmak için hayatımızdan, sağlığımızdan, yeri geldiğinde canımızdan vermek zorunda olan insanlarız. Bu nedenle de daha savaşçı bir ruh, daha mücadeleci bir yapı ve sabırlı mizaçta olmak zorundayız. Bu nedenle sevmediğimiz bir işte çalışmak zorunda olabiliriz ve değiştirme şansımız da olmayabilir. Ama bu yinede her gün kendimizi daha iyi hissetmek için, mutlu olmak için elimizden geleni yapmayacağımız anlamına gelmez. Mutlu olmak, nefes almak kadar hakkımız. Bu nedenle hayat zaten böyle demek yerine, işimizde kendimizi iyi hissetmemizi sağlayacak neler olabilir diye düşünüp bunları adım adım yılmadan uygulamaya başlamalıyız. Bunun için önce şunu sorun: Bu iş yerinde nasıl mutlu olunur? Bu soru için aklınıza sürüyle olumsuz cevap geliyor olabilir, şimdi onları bir kenara bırakın ve yeniden sorun: Bu iş yerinde nasıl mutlu olunur? nasıl mutsuz olunur demiyorum, nasıl mutlu olunur? diyorum o zaman sadece bu sorunun cevaplarını bulun. Ve bulduğunuz cevaplara sarılın.

Ana odaklanın.

Sevmediği bir işte çalışanlara önereceğim bir husus daha var. Sevmediğiniz bir işte çalışıyorsanız işinizde ana odaklanmalısınız. Sevmediğiniz bir işi yaparken sürekli saate bakmak, vaktin geçmesini beklemek, zaman geçse de gitsem demek, 3 saat kaldı, 2 saat kaldı diye zaman saymak, şikayet etmek, akşamı özlemek, akşam olsa da şunu yapsam, hafta sonu şunu yapıcam gibi hayaller kurmak yaşadığınız anı daha acı dolu yaşamasına neden olur. Zaman daha yavaş ve mutsuz geçer. Ana odaklanmak, kuantumcuların da sıklıkla belirttiği, kendini iyi hissetme tekniklerinden, mutlu olma yollarından biridir. Ana odaklanmak, anda kalmak, geçmiş ya da gelecekle ilgilenmemek zamanın hızlı akmasını, enerjinizin yükselmesini sağlar. Ne kadar anda kalırsanız o kadar enerjiniz yükselir, tahammül seviyeniz artar. Bu nedenle iş yerinde kolunuzdan saati çıkarın ya da telefonda sürekli saate bakmayı kesin. Anı yaşayın. İşe odaklanın. Bulunduğunuz ortamda, zamanda kalın. Hem zaman hızlı akacak hem enerjiniz yükselecektir.

Dışarı çıkın ve yürüyüş yapın.

Her gün mutlaka gündüz vakti dışarı çıkın ve kısa da olsa yürüyüş yapın. İş yerinde iseniz öğle aranızda dışarı çıkın ve yürüyün. Kapalı alanlarda uzun süre kalmayın.

Yaşadığınız alanları güzelleştirin.

Evde en çok kullandığınız alanları, iş yerinde çalıştığınız ortamı güzelleştirin. Örneğin iş yerinde en sevdiğiniz fincanınız ile çay-kahve için. Ev sevdiğiniz aile fotoğrafınızı masanıza, duvarınıza yerleştirin. Kullandığınızda kendinizi iyi hissettiğiniz objeleri etrafınıza taşıyın. Kapalı kutular arasında kalmış ve baktığınızda size mutlu hissettiren resimleri çıkarın ya da bastırın ve evde duvarlarınıza asın. Hüzünlü ya da sizi hüzünlendiren resimleri değil. Size kendinizi iyi hissettiren resimleri çıkarın ortaya. Bunlar nasıl mutlu olunur? sorusuna cevap için küçük dokunuşlar gibi görünebilir ama kendinizi iyi hissetmeniz için etkilidirler.

Kavgadan kaçın, tartışmayın.

Kimseyle kavga etmemek, tartışmamak da mutlu olmanın yıllarından birisi bence. Gerçi özel hayatımızda birisi ile tartıştığınızda o kişi ile görüşmüyorsunuz ve sorun ortadan kalkıyor. Ama iş yerinde öyle değil. Tartıştığımız kişilerle her gün görüşmek zorunda kalabiliyoruz, tartışma başladıktan sonra süreci yönetemeyebiliyoruz, kaşımızdaki kişinin sınırı aşabilmesine izin vermiş oluyoruz, sınırı aştığında ise belki kendimize yediremeyeceğimiz şeyler yaşanabiliyor. Bu nedenle en baştan tartışma ortamını hiç yaratmamak en iyisi. Çevrenize bakın, bazı kişiler vardır, etrafındaki çoğu kişi ile ya tartışmıştır ya gerilmiştir. O kişiyle oturun konuşun, kesinlikle yaşadıklarında haklıdır. Çünkü örneğin birisi gelip kendisine yetkisi olmadığı halde bir emir vermiştir ve tavrı kabul edilir gibi değildir. Bir diğeri, kendisinin yaptığı işi patrona ben yaptım diye anlatmıştır. Bir başkası başka bir şey yapmıştır. Bu nedenle kesinlikle o kişilerle tartışmakta haklıdır. Ama bu görünen yüzü. Yine çevrenize bakın eminim bu kişilerle hiç sorun yaşamayan başkaları da vardır. Peki o sorun yaşamayanlara aynı şeyler yapılmıyor mu? Kesinlikle yapılıyor. Olay ne? Bazı insanlar olumsuz kişileri yönetebiliyor, bazıları yönetemiyor. Yani birisiyle kavga ettiyseniz bunun nedeni onun hatalı olmasından değil, sizin o kişiyi yönetememenizden. Sizinle olumsuz konuşan, size olumsuz davranan kişilerle tartışmak yerine düşünün ve o kişiyi nasıl yöneteceğinizi, sorunsuz ama o kişiden uzak, sessizce nasıl kaçacağınızı düşünün. Yani kısaca iş yerinde duygusal değil, akıllı olun. Duygularınızla değil, mantığınızla hareket edin. Egolarınızla değil, erdeminizle ön plana çıkın. Popülaritenizle değil, zekanızla tanının.

Her gün mutlaka egzersiz yapın.

Her sabah mümkünse ayna karşısında ya da camdan dışarıyı görecek şekilde 5-10 dk egzersiz yapın. Hareketler kaslarınızı uyaracak, kan dolaşımınızı hızlandıracak ve kendinizi daha mutlu hissetmenizi sağlayacaktır. Bu hareketleri yaparken havanın ne kadar soğuk olduğu fark etmez, dışarıda kar yağıyor bile olsa, camı açın ve eve temiz hava girmesini sağlayın. Her gün bol su tüketin, mümkünse sabahları duş alıp dışarı çıkın ve öğünlerinizi atlamayın. Araştırmalar her gün en az 2 litre su içmenin depresyon tedavisinde olumlu etkisi olduğunu gösteriyor. Sabahları duş almak ise güne daha zinde başlamanızı, kendinizi daha güzel hissetmenizi, güne daha hazır olmanızı sağlar.

Değiştiremeyeceğiniz şeyler için sinirlenmekten vazgeçin.

İşe gitmek için yola çıktınız. Ve her gün trafik yüzünden sinir krizi geçirenlerden misiniz? Ne oldu çözdünüz mü trafik sorununu, ne kadar sinirlenirseniz, arabanın içinde ne kadar küfür ederseniz kendinizi o kadar güçlü mü hissediyorsunuz. Etrafı kırıp dökmenize gerek yok, değiştiremeyeceğiniz şeyler için aşırı sinirlenmeniz de sinirinizi kontrol edemediğinizi gösterir. Bunun için bir psikiyatriste gidebilir ya da yarından itibaren duygularınızı kontrol etmeyi kendi başınıza öğrenebilirsiniz. Değiştiremeyeceğiniz şeyler için sinirlenmek sadece ileride mide rahatsızlıkları, kanser ve şeker gibi hastalıklar yol açar. Trafiği eleştirmeyin demiyorum, yanlışları görmeyin de demiyorum, yeri geldiğinde söylemeyin de demiyorum, ama kendinizi paralamayın diyorum. Açın müziğinizi, dikkatli olun ve yoluna bakın.

Akşam iş çıkışı temiz hava almadan eve dönmeyin. 

Akşamları işten eve dönerken mümkünse biraz yürüyüş yapın. Temiz hava alın. Zihninizi boşaltmak için mükemmel bir yöntem. Evinize kafanızda işle ilgili her şeyi dışarıda bırakarak girin. Orası sizin eviniz, evinizde belki uyumadan önce geçireceğiniz 4-5 saatiniz belki sadece 3-4 saatiniz var. Bu saatleri keyifli, ailenizle, güzel şeyler sohbet ederek, sadece güzel şeylerden konuşarak geçirin. Evde iş yerindeki şikayetleri konuşmayın, boş verin onlar değişmez. Evinizde kendinize güzel bir yemek hazırlayın ve evdeki en güzel yemek takımınızda yiyin. Güzel yemek takımlarınızı misafirlere saklamayın, kendiniz kullanın. Evin en güzel köşesinde vakit geçirin. Boş verin kuralları televizyonun karşısında yemek yemek istiyorsanız öyle yapın.

Bir hayvan sahiplenin (Lütfen satın almayın).

Benim için hayat, bir kedi ile yaşamaya başlamadan önce ve sonra diye ikiye ayrılıyor desem yalan olmaz. Evde bir kedinin varlığı, gece gelip koynumda uyuması, sürekli elimi yalaması, eve her geldiğimde beni karşılaması, kendimi en mutlu hissettiğim anlardan. Beki siz kedi değil köpek beslemek isteyebilirsiniz, fark etmez, hangi hayvanla daha mutlu olacağınızı düşünüyorsanız onu sahiplenin. Hayvanların insanlar üzerindeki rahatlatıcı etkisini de hafife almayın. Ciddi bir değişim gösterebilirsiniz.

Not: Yukarıda yazdıklarım hayatında büyük travmalar yaşamış kişiler için değil, modern hayata kendisini kaptırmış, iş yaşamından başını kaldıramadığı için kendisini mutsuz hisseden, gün içerisinde küçük güzel detayları kaçıran insanlar içindir. Yoksa asgari ücretle dört kişilik aile geçindiren veya daha zor şartlarda yaşayan insanlara ahkam kesme derdim yoktur.

Benim, nasıl mutlu olunur? sorusuna bulduğum cevaplar bunlar. Bunları uygularsanız her birinin işinize yarayacağına eminim. Bunun yanında siz de nasıl mutlu olunur? sorusuna kendi cevaplarınızı bulmalı, bunları listelemeli ve bulduğunuz cevapları hayatınıza geçirmek için çaba sarf etmelisiniz.

Mutlu yaşamlar 🙂

Bahar PAÇACIOĞLU

2 comments

  1. Bahar hanım , merhaba!
    Harika tavsiyeler ve uygulanabilir olmaları insana umut veriyor.Kesinlikle deneyeceqim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir